Ceyda Karan
Ortadoğu
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

'Esad'lı-Esad'sız' İç Savaşın Ucu Bucağı Görünmüyor
Tuesday, December 11, 2012
Suriye’nin sorunu artık ‘Esad’ın gitmesi, yahut kalması’ filan olmaktan çoktan çıktı
 Dünden beri Suriye’nin Hums kentinde çekildiği öne sürülen bir video yüzünden kendime gelemiyorum. Yerde bir adam elleri arkadan bağlanmış halde, başı bir taşa gelecek şekilde yan yatmakta. Bir çocuk eline tutuşturulmuş palayı ‘tekbir sesleri’ eşliğinde bütün gücüyle adamın kafasına kafasına indiriveriyor. Kafayı koparması için tek sefer yetmiyor, yeniden ve yeniden…kafa yere yuvarlanıyor!

EN SON RUANDA'DA...
Youtube gibi mecralar, çoktandır Beşar Esad yönetimi yahut cihatçıların vahşetinin ifadesi olan videolardan geçilmez oldu. Ama şahsen küçük bir çocuğa böylesi bir infaz yaptıran bu 'palalı zihniyeti' en son Ruanda’dan anımsıyorum. Nihayetinde hangi tarafın işi olduğunun ehemmiyeti yok. İki tarafın da ‘Ama o da bunu yaptı, öteki de bunu yaptı, ama ilk onlar yaptı’ demesi, küçücük bir çocuğa kafa kestirecek hale gelindiğinde ne gibi bir mana taşıyabilir ki! Ortada ne pahasına olursa olsun birbirlerini yok etmeye çalışan ve her yola başvuranlar var. Esad yönetiminin vahşeti… yabancı cihatçıların vahşeti… Suriye’nin dramı…

NUSRA CEPHESİ 'TERÖR LİSTESİNDE'
Esad’ın Suriye’deki isyanı bastırmak adına işlediği savaş suçlarını iki yıla yakındır konuşuyoruz. Afganistan’dan Libya’ya uzanan coğrafyadan Suriye’ye zerk edilen cihatçılar olgusunu ise önümüzdeki dönemde daha fazla tartışacağız. Bunda ABD’nin sivilleri hedef alan bombalamalar ve Hür Suriye Ordusu’nun etkisiz kaldığı cephelerde iyice görünür olan Nusra Cephesi’ni ‘terör örgütleri’ listesine alması etkili. Amerikalılar genelde bu listeye ‘doğrudan çıkarlarını tehdit eden’ unsurları alır. Ama bu kez ‘Irak’taki el Kaide’nin uzantısı olmanın da ötesine geçen’ faaliyetlerinden ötürü Nusracıları da dahil ettiler. Nusra cephesi en son Suriye’nin kuzeyinde 111. Üs diye anılan Şeyh Süleyman üssü’nü ele geçirmişti. Görgü tanıklarına bakılırsa, Hür Suriye Ordusu oturup izlerken, Nusra işi bitirmiş, El Kaide’nin siyah bayrağı da üsse çekilmiş. 

CLINTON'SIZ MARAKEŞ
Amerika’nın kararının zamanlaması dikkat çekici. Katar’ın başkenti Doha’da 11 Kasım’da Türkiye merkezli Suriye Ulusal Konseyi yerine yeni Suriye Ulusal Koalisyonu oluşturulmuştu. Şimdi 12 Aralık’ta Fas’ın Marakeş kentinde yeni Koalisyon’un sürgün hükümeti kurması dahil bir dizi adım beklenen ‘Suriye’nin Dostları Grubu’ toplantısı var. Gerçi Clinton mide rahatsızlığından ötürü gitmeyecek, Amerikalı kaynaklar, toplantıya atfedilen önemin düzeyini düşürmüş görünüyor. Bunda yeni Koalisyon’da da tüm çabalara karşın Müslüman Kardeşler’in sonunda ağırlıklı hale gelmesi, azınlıkların yine pek yetersiz temsili, Kürtlerin ise dışarıda kalması etkili olsa gerek. Amerikan yönetimi kendi önayak olduğu koayisyona henüz tam diplomatik tanıma sunmuş değil. İkilemleri elbette cihatçı unsurların etkinliği. Cihatçılar, Suriye’yi Halep’in kırsalında mini versiyonunu kurdukları ‘İslam devleti’ne çevirmeyi hedeflerken, koalisyonun sözünün ne kadar geçeceği de meçhul. Geçen hafta askeri gruplar Türkiye’nin güneyinde toplanıp yeni cephe kurdular. Rivayet o ki bu oluşumdan Nusra Cephesi dışlandı. Batı’nın Suriye muhalefetini tekrar ve tekrar örgütleme çabaları, sahada askeri anlamda Esad yönetiminin sıkışmasına paralel olarak bir kez daha rejimin sonunun çok yaklaştığı izlenimi yaratıyor. Fakat tüm bunların kısa vadede bir manası olacak mı, işte orası çok tartışmalı.

CLINTON: "KİMSE BOŞ HAYALLERE KAPILMASIN"
Hal böyleyken diplomasi cephesinde Rusya’ya bağlanan umutlar kısa sürede çökmüş görünüyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in İstanbul ziyaretinde verdiği mesajlar abartılı biçimde ‘Rusya Esad’ı terk etti’ diye yansıtıldı. New York Times’ın ‘Rusya Esad’ı terk etti’ temalı analizini ilk yalanlayan Rusya bile değil, bizzat ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton oldu. Clinton geçen cuma Dublin’de Lavrov ile görüşmesi sonrasında, “Haziran’da Cenevre’de varılan uzlaşma temelinde sürecin canlandırılmasını destekleme vaadlerimize bağlıyız..Suriye’deki krize çözüm bulmak hakikaten çok zor olacak. O yüzden kimse boş hayallere kapılmasın” dedi. Cenevre uzlaşması dediğimiz, Rusya’nın doğrudan Esad’ın dışlanmasına geçit vermediği şu ‘geçiş yönetimi’ hikayesi. Muhalifler bu formülasyonu zaten reddetmişken, bundan bir adım ileri atılamadığı anlaşılıyor. Nitekim Lavrov Pazar günü, “Hiçbir ülkeyle, Esad’ın geleceğini konuşmadık” dedi. Hatta daha ileri gidip ‘bazı ülkelerin diplomatik olarak durumu farklı gösterme yönünde karanlık girişimlerinden’ yakındı. Dün de Rus Dışişleri, ‘Suriye’de çözüm için önkoşul dayatılmamalı. Suriye’ye dışarıdan hazır siyasi reçeteler dayatılmamalı’ bildik beyanı eşliğinde Suriye hükümeti ile muhaliflere masaya oturma çağrısı yaptı.

KOMMERSANT: LAVROV CLINTON'IN TÜM TALEPLERİNİ REDDETTİ
Son olarak bugün de Rus Kommersant gazetesi, Clinton-Lavrov görüşmelerinin perde arkasına yer verdi. Habere bakılırsa, Lavrov, Clinton’ın ‘Esad’ın gitmesinin sağlanması’ yolundaki bütün taleplerini yanıtsız bırakmış. Clinton, Lavrov’u “Esad eninde sonunda gidecek. Eğer geçiş hükümeti kurulmazsa Suriye daha fazla kaosa gömülecek” diye ikaz etmiş. Fakat Rus kaynakları Moskova’nın direncinin sebebini şöyle aktarıyor: “Moskova Esad’ın gönüllü olarak gideceğine ikna olmuş değil.”

CORREA'NIN TEPKİSİ
Ama elbette biz Türkiye’de ‘Esad yakında Ekvador’a kaçak’ kanaatine vardık bile. Sebebi bir Brezilya gazetesinin Wikileaks’in kurucusu Jullian Assage’a sığınma veren Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa’ya, Suriye lideri ve yakın çevresini ülkeye kabul edip etmeyeceğini sormuş olması. Correa, genel geçer bir yanıt vermiş: “Ekvador’dan kim sığınma talep ederse bunu saygı göstermemiz gereken temel insan hakları olarak değerlendiririz.” İsrail gazetesi Haaretz’in yakınlarda ülkesini ziyaret eden Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdad ile meseleyi görüştükleri haberini de yalanlamış Correa.  

BİR BAŞKA 'İMKANSIZ MİSYON'
Arap kaynaklara bakalırsa, arabulucu Brahimi tıpkı selefi Kofi Annan gibi bir yol haritası hazırlamış. BM Güvenlik Konseyi’ne yakında sunacakmış. Yol haritası, rejime bağlı unsurlar ile muhaliflerden oluşacak bir ‘ulusal birlik hükümeti’ ve uluslar arası denetim altında adil ve serbest seçimlerin düzenlenmesini öngörüyor. Fakat Brahimi de Esad’ın akıbetini açık bırakmış. Bir başka ‘imkansız misyon’!

ONULMAZ YARALAR
Kıssadan hisse.. Biz burada ‘Esad gidecek, yok gitmeyecek’ diye papatya falları açalım, Suriye enkaza dönüyor. Onulmaz yaralar açıldı. O kadar çok kan döküldü ki, herhangi bir anlaşmanın temeli olabilecek rasyonel düşünce kalmadı. Suriye’nin sorunu artık ‘Esad’ın gitmesi, yahut kalması’ filan olmaktan çoktan çıktı. Esad’ın kalması zaten ancak bir mucize olabilir. Acı olan bu içsavaşın bugünden yarına ucunun bucağının görünmemesi…
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler