Ceyda Karan
Avrasya
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Devlerin gölgesindeki Ukrayna
Monday, May 3, 2010
Dogu Avrupa'nin ikinci en büyük ülkesi Ukrayna, uygarliklar arasinda sikisip kalmis olmanin travmasini yasiyor. Avrupa ile Rusya'nin gölgesinde süren bu savasin kisa vadede bitmesi mümkün degil
Ukrayna parlamentosunun 27 Nisan’da milletvekillerinin girtlak girtlaga geldigi, havada yumurtalar uçusurken, duman bombalariyla manzaranin sise pusa bozdugu olayli oturumuyla, Bati destekli ‘turuncu devrime’ nokta konuldu. Amerikali siyaset bilimci ve devlet adami Zbigniew Brzezinski, ünlü kitabi ‘Büyük Satranç Tahtasi’nda, “Ukrayna olmadan Rusya, Avrasya’da imparatorluk olamaz” diye ilan etmisti. 2004’teki ‘Turuncu Devrim’ Rusya’ya set çekmek için Bati’nin önemli bir hamlesiydi. Ukrayna parlamentosundaki trajik manzaralar ise Rusya’nin ‘turuncu devrimle’ bir süreligine Bati’ya kaptirdigi Ukrayna’yi ‘geri kazanmasi’ oldu. Yasananlar elbette Dogu Avrupa’nin ikinci en büyük ülkesi olan 46 milyon nüfuslu Ukrayna’nin tarihsel trajedisini yansitiyor. Uygarliklar arasinda sikisip kalmis olmanin travmasini...
ÜS ANLASMASI 
Ukrayna parlamentosunu karistiran, geçen subattaki baskanlik seçiminin galibi ‘Rus yanlisi’ Viktor Yanukoviç’in Rusya’dan dogalgazi yüzde 30 indirimli alma karsiliginda Karadeniz’de Rus Donanmasi’na ev sahipligi yapan Sivastopol Üssü’nün 2017’de dolan süresini 25 yilligina uzatan anlasmanin onaylanmasiydi. Bu anlasma Rusya’nin jeopolitik oyununda can alici ihtiyacini giderirken, küresel ekonomik krizin iflasa sürükledigi Ukrayna için de ilaç gibi. Bu ilaci Ukrayna’nin bir bölümü için ‘acilastiransa’ dogu-bati eksenindeki bölünmüslük manzarasinin sebeb-i hikmeti olan Rusya ile sancili birlikteliginin tezahürü... 
DOGU SLAV AHALISININ KADERI
‘Bölünmüslük’ Ukrayna’nin Dogu Slav ahalisinin adeta kaderi. Bütünlesme çabalariyle geçen 19. yüzyilda Ukrayna’nin büyük kismi Rus imparatorluguna katilirken, kalani Avusturya-Macaristan imparatorlugunu seçer. 1. Dünya Savasi ve 1917 Ekim Devrimi’yle çalkalanan bu cografyada, Kara Ordusu’yla devrimci köylülere öncülük etmis ünlü anarsist Nestor Mahno’dan animsayacagimiz ‘bagimsizlik’ rüyasi filizlense bile ülke iç savas sürecinde Polonya ile Bolsevikler arasinda sikisir. 1922’de Ukrayna Sovyeti’nin SSCB’ye katilmasiyla 20. yüzyil sonuna dek sürecek Moskova hâkimiyeti baslar. Bu ayni zamanda Stalin’in emriyle 1930’larda 680 bin aydinin öldürülmesi ile köylülügü dönüstürme amaciyla girisilen sanayilesme politikalarinin bedelinin ‘büyük kitlik’ta 10 milyona yakin insanin caniyla ödendigi bir dönem. (Elbette bugün Ukrayna’daki Rus karsitlari ‘büyük kitligi’ ‘soykirim’ (Holodomor) olarak anarken, ayni bedeli bütün Sovyet halklarinin ödedigini animsamamayi tercih ediyor.) Nitekim Ukraynalilar 2. Dünya Savasi’nda Almanlara karsi kahramanca dirense de ‘bölünmüslügün’ tezahürü Nazilere destegin de eksik olmamasi. Velhasil 1950’lerden sonra ülke SSCB’nin agir sanayi merkezlerinden biri olurken, çöküsle birlikte 1991’de nihayet gelen bagimsizlikla Moskova etkisinin kirilmasi için 2000’leri beklemek gerekiyor. Yani Kiev’i turuncuya boyayan dalgayi...
MIADLARIN DOLMASI...
Bati, Soros’un Açik Toplum Enstitüsü esliginde demir attigi Ukrayna’yi, Rusya’nin elinden, 2004 seçiminde sandiktan devlet baskani olarak çikan dönemin basbakani Yanukoviç’in hile yaptigi iddialariyla kapiverdi. Yüksek Mahkeme’nin iptal ettigi, ama dogru dürüst sorusturma dahi yapilmamasindan kuvvetle muhtemel ki, diger tarafin da kirli çamasirlarinin eksik olmadigi seçim sonucunda, isbasina ‘Turuncu Devrim’in damardan Rus karsiti lideri Viktor Yusçenko ile ‘prensesi’ Yulya Timosenko geldi. Fakat hatiri sayilir Rus kökenli bulunsa bile nüfusun yüzde 78’i Ukraynali olan ülkede ikilinin tutturabildigi oran yari yariyaydi. Bes yillik yolsuz ve kötü yönetimlerine, NATO üyeligi için bastirarak Rusya ile biteviye didismeleri ve Moskova’nin 2006 ve 2009’da dogalgaz vanalarini kapatip Ukraynalilari ‘soguktan kirmasi’ eklenince, miadlarinin dolmasi kaçinilmazlasti. Nitekim Yusçenko subattaki seçimde topu topu yüzde 5 oraninda oy alip ‘sifirlanirken’, Yanukoviç’in karsisina Timosenko’nun sürülmesi de ise yaramadi.
YANUKOVIÇ'IN ISI HIÇ KOLAY DEGIL
Velhasil Bati, 2004’te hilekâr belledigi Yanukoviç’i bugün ‘turuncu devrim’ liderlerinden evla bulup mesruiyetini teslim etti. Halet-i ruhiyesini her daim bölünmüslügün belirledigi, lakin konjonktürün hiçbir zaman bunun fiiliyata dökülmesine elvermedigi ülkesinde Yanukoviç’in isi hiç kolay degil. Ukrayna’ya
gelecek 10 yil için 40 milyar dolar tasarruf ettiren anlasma karsiliginda Rusya’ya Sivastopol’u veren Yanukoviç, elbette ABD’nin hâlâ israrla arzuladigi gibi NATO üyeligi rotasini tutmayacak. Washington’in ‘Ukrayna’yi Rusya’dan ayirma ve Moskova’nin Avrupa ile Kafkasya’daki gücünü kirma stratejik objektifine’ uzak duracak. Yanukoviç, daha dün Rusya’nin, ilki Gazprom’uyla Ukrayna’nin Naftogaz’inin ortakligi, ikincisi ise Beyaz Rusya ve Kazakistan’in da katilacagi gümrük birligi kurulmasi önerilerine yesil isik yakmisti. 
'YANUKOVIÇ'I YIYEBILIRIM'
Ama bugün ilkine olmasa bile ikincisine ‘Ben yokum’ derken; ABD’nin Rusya’yi zinhar disladigi 
Dünya Ticaret Örgütü’ne ülkesinin yeni girdigi gerekçesini göstermesi manidar. Yine de ne IMF’ye ne de ‘keline sürülecek merhemi olmayan’ AB’ye güvenecek hali yok. Tek çikari Rusya ile iliskileri dengelemek. Putin’in Sivastopol karsiliginda Rusya’ya milyarlara mal olan dogalgaz anlasmasi için, “Bu para için basbakaninizla birlikte sayin Yanukoviç’i de yiyebilirdim. Dünyadaki hiçbir askeri üs bu kadar para etmez" demesine bakarsak, Ukrayna'nin 'ederinin' yüksek olmasi lehine. Zira parayi salt Sivastopol için ödemiyor. 
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler