Ceyda Karan
Asya / Pasifik
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Bangladeş: Bir anadil emsali
Sunday, December 15, 2013
Cemaat-i İslami liderliğini hedef alan davalar ve Abdülkadir Molla’nın idamının gerisinde, Bangladeş’in derin yaraları var. Bengali dili ve kimliği üzerinden gelişen bağımsızlık mücadelesi...

Bangladeş‘te Cemaat-i İslami liderlerinden Abdülkadir Molla savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan yargılanıp idama mahkûm edildi ve asılarak öldürüldü. İdamlar ilk kez infaz edilmiş olundu. Ama salt Molla değil, Cemaat-i İslami’nin başka liderleri hakkında da alınmış idam cezaları var. Bangladeş’te bağımsızlığın başını çeken Awami Birliği hükümetinin, olayı 1971’deki Bağımsızlık Savaşı’nın ‘intikamına‘ çevirerek bu infazı yaptığına şüphe yok. Dünya bu infaza idam cezasına ilkesel olarak karşı duruşun yanı sıra adil yargılama ilkesinin ihlali sebebiyle tepki veriyor. Yargılamalar adil yapılabilseydi, büyük acı ve fedakârlıklar belki de dünya için ibretlik bir vaka hâline gelebilecekti. Ama olmadı. İronik olan, anketlere göre Bangladeşlilerin üçte iki oranında adil yargılama olmadığını düşünmelerine rağmen yüzde 85’in üzerinde bir oranla bunların devamını istemeleri. Molla geçen şubatta ömür boyu hapse çarptırıldığında da, onbinlerce kişi sokaklara dökülüp cezanın asılarak idama çevrilmesine vesile olmuştu.

Peki, neden? Bunun yanıtı elbette Bangladeş’in 1971’deki Bağımsızlık Savaşı‘nın bir türlü kapanmayan yaralarında...

TÜRKİYE İÇİN DERSLER 
Güney Asya ülkesi Bangladeş’te yaşananlar, Türkiye için önemli dersler içeriyor. Özellikle de kadim bir uygarlığın ‘din kardeşliği‘ üzerinden bastırılması çabalarının nasıl ters teptiğine dair... İşte bu yüzden Bangladeş’e resmî tarihin ötesinden bakmakta fayda var.

Bangladeş krallıklar ve sultanlıkların kurulduğu, 10. Yüzyıl’da etkili olmaya başlayan Müslümanlık öncesinde Budhizm ve Hinduizmin hâkim olduğu altkıtanın önemli uygarlıklarına evsahipliği yapmış bir ülke. Britanyalı sömürgeciler buraya da namlı Doğu Hindistan Şirketi aracılığıyla giriyor. Ve 20. yüzyılda bağımsızlığına kadar kaderini belirliyorlar. Altkıta uluslaşma sürecinde ‘dinî hatlara‘ göre bölyönet politikasıyla idare ediliyor. İlk örneği 1900’lerin başlarında Bangladeş’in Batı ve Doğu Bengal olarak bölünmesi. Fakat tutmuyor. Batı Bengal’deki Hindu ve Doğu Bengal’deki Müslüman aydınlarının direnişiyle bu bölünme 1911’de sona erdiriliyor.

CİNNAH'IN 'İSLAMİ YOLU'
1950’lere gelindiğinde bu kez büyük bölünme gerçekleşiyor. Hindistan ile Pakistan ayrılırken, Müslüman Bengaliler bu kez aynı etnik kimliği paylaştıkları fakat Hindu olan Batı Bengalilerle olmak yerine Pakistan’ın kurucu lideri Ali Cinnah‘ın ‘İslami yolunu‘ seçiyor. Doğu Bengal’de nüfusun ezici çoğunluğunu Müslüman Bengalilerin oluşturduğunu, Bihariler ve yerel gruplarla Müslüman Rohinyaların azınlıkta olduğunu belirtelim. Ve Bengaliler koca Hindistan altkıtasının aralarına iki bin küsur kilometre mesafe koyduğu Pakistan’la, ‘Doğu Pakistan‘ eyaleti olarak birleşiyor...

KÜLTÜREL ASİMİLASYON

Fakat bağımsızlıktan bir yıl sonra Cinnah yönetimindeki Pakistan Bengalilere kültürel asimilasyona girişiyor. Misal Bengalce yasaklanıp Urduca zorunlu dil kılınıyor. Bu baskılar ortaya Bengali Dil Hareketi’ni çıkartıyor. Yani Bengali milliyetçiliği anadil talebi üzerinde yükseliyor. Cinnah’a göre Bengalce Pakistan düşmanlarının —başta Hindistan— ‘komünistlerin, hainlerin ve devlet düşmanlarının oyunu‘. Ancak Bengaliler ikinci sınıf vatandaşlar, devlet kademeleri yahut orduda yer almaları kolay değil. Merkezi hükümet sağolsun, en önemli ihracat kalemleri jütün gelirinden pek az faydalanıyorlar. İlerleyen yıllarda Bengal alfabesi yasaklanıp Arapça dayatılıyor. Protesto gösterilerinde ölenler oluyor. 21 Şubat 1952’de Dhakka Üniversitesi’nde öğrencilerin öldürülmesine varan olaylar, BM Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO’nun bu tarihi Dünya Anadil Günü ilan etmesine vesile oluyor. Ve büyük mücadeleler sonucunda 1956’da Bengalce Pakistan’ın ikinci resmi dili kabul ediliyor.

DİKTATÖRÜN URDUCASI...

1958’de Pakistan’ın Şii kökenli Cumhurbaşkanı İskender Ali Mirza, General Eyyüb Han‘ın askerî darbesiyle devrilirken, anayasayı fesheden Eyyüb Han, resmî dili yine Urduca yapıyor. Bu durum dil hareketini artık bağımsızlık mücadelesine dönüşmesinin de yolunu açıyor. Velhasıl 1970’te yaşanan büyük kasırga felaketi Bengaliler için ikinci sınıf vatandaşlık ve baskılar eklendiğinde isyana dönüşüyor. Elbette Hindistan’ın payı da büyük. Pakistan- Hindistan savaşı patlak verirken, 26 Mart 1971’de bağımsızlık ilanı geliyor. Bu tarihten itibaren dokuz ay sürecek ve Bangladeş Halk Cumhuriyeti‘yle sonuçlanacak kanlı bir dönem başlıyor. İşte bugün Cemaat-i İslami’nin ileri gelenlerine isnat edilen suçlamaların temelleri bu dönemde yatıyor.

XXXXXXXXXXXX

Adaletsiz yargılamanın gölgesi

Cemaat-i İslami liderliğini hedef olan yargılama, iktidardaki Awami Birliği‘nin başını çektiği 14 partinin yasal girişimine dayanıyor. Aslında 1971’deki bağımsızlık sonrası kurulan ceza mahkemesi, katliamlara imza atan Pakistan askerleriyle az sayıda işbirlikçiyi yargılamıştı. Mesele 1973’te afla noktalandı. Fakat günümüzün siyasi husumetleriyle davalar canlandırıldı.

Bangladeş siyaseti iki siyasi hareketin çekişmesi üzerinde şekilleniyor. Awami Birliği ile Bangladeş Milliyetçi Partisi (BMP). Awami Birliği solcu, BMP muhafazakâr kanat. BMP’nin en büyük ortağı Cemaat-i İslami. Awami Birliği, 2008 seçimlerini ezici farkla kazandı. Vaatlerinden birisi 1971’de işlenen suçların yargılanmasıydı. 1973 yasası zamanın Pakistan ordusuyla işbirliği eden siyasi hareketleri kapsayacak şekilde genişletildi ve gerekli yasa parlamentoda üçte iki çoğunlukla onaylandı. 25 Mart 2010’da Pakistan ordusunun Işıldak Operasyonu’nun 39. yıldönümünde mahkeme ve soruşturma heyeti atandı.

BATI DESTEK VERDİ
Kimi akademik çevrelerde bağımsızlık mücadelesi sırasında işlenen suçlar ‘soykırım‘ diye anılıyor. Ancak bağımsız araştırmacılar bunu mübalağalı buluyor. Yine de BM, Avrupa Parlamentosu ve İnsan Hakları İzleme gibi uluslararası kurumlar savaş suçlarının soruşturulmasına başlangıçta güçlü destek verdi. Zamanla yargılama skandallarla gölgelendi.
Örneğin Molla’ın yargılamasında idama sebebiyet veren ifadenin sahibi Momena 11 yaşındayken ailesi öldürülen bir tanıktı. Önce Biharilerin Pakistan askerleri eşliğinde evlerinin etrafını çevirdiğini, babasının kaçarken, “Kadir Molla beni öldürecek“ diye bağırdığını aktarmışken, sonra sözünü ettiği şahsın orada olup olmadığını bilmediğini söyledi. Hiç orada olmadığı da öne sürülüyor. Olay daha ziyade rivayetlere dayanıyor. Bunda Abdülkadir Molla katliamların en fazla yaşandığı Dhaka’nın Mirpur bölgesinde ‘Mirpur kasabı‘ lakabıyla anılmasının payı var. Momena’nın çocuk yaştaki travması eklendiğinde, ifadesini hukuki açıdan geçersiz kalıyor.

Yine idama mahkûm olan Delwar Hüseyin Sayidi davasında bir tanık ifade veremeden kaçırılıyor. Kuvvetle muhtemel ki polis tarafından.

Ve son olarak da Awami Birliği’nden altı soruşturmacının son bir ayda milletvekili adayı olduklarını ekleyelim.

DAVAYI AYDINLATAN BATI! 
Türkiye’de kimileri her taşın altında Batı komplosu görüyor ama yargılamanın sefilliğini aydınlatan yine Batılılar! Aralık 2012’de The Economist dergisi mahkemenin başyargıcı Muhammed Nizamul Hak ve Brüksel’deki Bangladeşli hukuk uzmanı ve Soykırım Çalışmaları Merkezi’nin direktörü Ahmet Ziyaüddin‘in görüşmelerini yayımladı. Wall Street Journal gazetesi de Ziyaüddin’in duruşmalardaki rolünü ortaya seren e-posta ve Skype yazışmaları. Başyargıç Hak ‘temas yasağını‘ deldiği için istifa etmek zorunda kaldı.

Bu arada Britanya Kraliçesi’nin danışmanı ve ceza avukatı Steven Kay‘in Cemaat-i İslami liderlerinden Delwar Hüseyin Sayidi için atanan ekibin parçası olduğunu belirtelim. Tabi Cemaat-i İslami’nin Amerikan ve Britanya başkentlerinde lobicilere 25 milyon dolar ödediği iddiasını da...

XXXXXXXXXXXXXXXX

‘Saygın liderlere’ ağır ithamlar

Cemaat-i İslami liderleri 1971’de Pakistan’dan ayrılığa karşı durmuş isimler. Müslüman coğrafyada yakından tanınıyor ve saygın İslam îlimleri olarak görülüyor. Bu yıl içinde çoğu idama çarptırıldı. Haklarındaki ithamlar hayli ağır:

» Abdülkadir Molla: 65 yaşında, idamı infaz edilen ilk Cemaat-i İslami lideri. 2010’dan bu yana genel sekreter yardımcısıydı. Savcıların iddiasına göre El Bedir‘e katıldı. 344 sivilin öldürülmesi, tecavüz gibi altı suçlamanın beşinden mahkâm oldu. Bangladeşliler arasında ‘Mirpur kasabı‘ lakabı var. İddiaların tümünü reddediyordu. Şubatta ömür boyu hapse mahkâm edildiğinde, büyük protestolar üzerine ceza idam olarak değiştirildi. Temyiz sürecinin sonucunda 12 Aralık’ta asılarak idam edildi.

» Abul Kelam Azad: Ülkeden kaçtığı için gıyabında yargılanıp Ocak 2013’te idama mahkâm edildi. İsnat edilen sekiz suçlama arasında, soykırım, tecavüz, adam kaçırma, işkence var.

» Delwar Hüseyin Seyidi: 72 yaşında. 28 Şubat 2013’te soykırım, tecavüz ve Hinduları zorla İslam’a döndürme gibi ithamlardan asılarak idama mahkâm oldu. El Bedir üyesi olmakla suçlanıyor.

» Muhammed Kamaruazzam: Genel sekreter yardımcısı. Savcılar onu ülkenin kuzeyindeki Sohagpur’da Pakistan birlikleriyle beraber en az 120 köylünün katlinden sorumlu tutuyor. ‘Dullar Köyü‘ diye anılan bu köyden üç kadın aleyhinde ifade verdi. 9 Mayıs 2013’te toplu cinayet, tecavüz, işkence ve adam kaçırmayı içeren beş ithamdan idama mahkâm oldu.

» Gulam Azam: 2000’e kadar Cemaat-i İslami’nin lideriydi. Bangladeş’in bağımsızlığına Hindistan etkisi yüzünden şiddetle karşı çıkıyordu. 1973’te vatandaşlıktan çıkarılmış, ancak General Ziyaül Rahman döneminde dönebilmişti. Tahrik, komplo, planlama, suça teşvik ve cinayeti önlememe ithamlarından 15 Temmuz 2013’te 90 yıl hapse mahkâm edildi. Tüm ithamları reddediyor.

» Ali Ahsan Muhammed Mücahid: 64 yaşında. Cemaat-i İslami’nin genel sekreteri. BMP hükümetinde 2001-2006 yıllarında sosyal refah bakanıydı. 17 Temmuz’da adam kaçırma ve cinayet dâhil beş ithamdan asılarak idama mahkâm edildi. Sayısız bağımsızlık lideri ve aydınının ölümünden sorumlu El Bedir üyesi olduğu öne sürülüyor. Suçlamaları reddediyor.

» Selahaddin Kadir Çovdhuri: BMP’nin eski vekili ve bakanı. Babası 1965’te bölünme öncesinde Pakistan’dan ayrılığa karşı çıkan meclisin başkanıydı. Ekimde soykırım, dinî ve siyasi sebeplerle zulmetmek gibi 23 ithamın dokuzundan suçlu bulundu. Savcının iddiası, babasının Çittagong’daki evinin savaşta işkencehaneye dönüştürüldüğü. Bütün suçlamaları reddetti. Ailesi gözaltında işkence gördüğünü ve hapiste ölme tehlikesi olduğunu söylüyor.

» Motiur Rahman Nizami: 70 yaşında. İki kez parlamentoya seçildi, BNP hükümetinde 2001- 2006’da bakanlık yaptı. Hakkında 16 itham var. El Bedir üyesi olarak soykırım, cinayet, kundaklama ve yağmalamalar yapmak. İthamları ‘tarihin en kötü yalanı‘ diye niteliyor. İslam üzerine 20 kadar kitabı var.

Pakistan’ın Bangladeş’teki ‘kolları’

1971’de bağımsızlık savaşında Pakistan ordusunun en önemli destekçileri bağımsızlığa itiraz edenler. Bir kısmı Urduca konuşan Biharilerden oluşuyor. İddialara göre yerli işbirlikçiler Razakalar, Müslüman Birliği‘nin Nizam-ı İslam, Cemaat-i İslam ve Pakistan Ulema Camiası gibi üyeleri, ordu ve istihbarat ile işbirliği yapıyor. Üç temel gruptan söz ediliyor: Cemaat-İ İslami’nin kurduğu El Bedir, Razakarlar ve El Şams.

IŞILDAK OPERASYONU

Işıldak Operasyonu en öne çıkan bastırma operasyonu. Dokuz aylık sürede kimi 300 bin, kimileri üç milyon kişinin öldürüldüğünü öne sürüyor. Pakistan’ın verdiği resmî rakam 26 bin. Bengali aydınlarını hedef alan sistematik infazlar Cemaat-i İslami’ye mal ediliyor. Dokuz ayda 991 öğretmen, 13 gazeteci, 49 doktor, 42 avukat, 16 yazar, sanatçı ve mühendis öldürülüyor. Pakistan Ordusu ve milisler tarafından Dhaka’da kaçırılıp Mirpur, Muhammedpur ve Rajarbagh‘daki işkence hücrelerine konuluyorlar. En son 1999’ların sonunda Mirpur’da toplu mezar bulundu. Bangladeş’te 14 Aralık günü Şehit Aydınlar Günü olarak anılıyor.

TECAVÜZ BEBEKLERİ 

Yine aynı dönemde 200 bin- 400 bin arasında kadın Pakistan askerleri tarafından tecavüze uğrayıp, seks kölesi yapılıyor. Sekiz yaşında kız çocuklarından 75 yaşındaki ninelere uzanan tecavüz vakaları sayısız belgesele konu olmuş. ‘Tecavüz bebekleri‘nin sayısı 25 bin ile ifade ediliyor. 30 milyon insan yerinden yurdundan oluyor, 10 milyon mülteci Hindistan’a kaçıyor.
Bengali milliyetçilerinin azınlıklara yönelen şiddeti de eksik değil. Çoğu Pakistan ordusunun çekilmesi sürecinde Bengalilerin Biharileri hedef alan katliamları var. Kimileri Bengali olmayan 150 bin kişinin öldürüldüğünü öne sürüyor.

XXXXXXXXXXXXXXXX

‘İki kadının’ ülkesi

160 milyon nüfuslu Bangladeş’te siyaset ‘iki kadının‘ tarihî rekabeti etrafında şekilleniyor. Şu anki Başbakan ve Awami Birliği’nin lideri Şeyh Hasina Wacid, 1971’deki bağımsızlık sonrası başkan olan ancak 1975’de babası suikasta kurban giden Mucibur Rahman‘ın kızı. Rakibi ise BMP’yi kuran ve 1981’de suikastla öldürülen Ziyaür Rahman‘ın eşi Halide Ziya. Ülkeyi bir o yönetiyor, bir ötekisi... Hasina sekülerizmi savunuyor, Halide Ziya ‘İslam’ı koruyan‘ bir hükümetten yana...
Ocakta seçimler var ve anketlerde BMP önde. Fakat geçen yaz ortakları Cemaat-i İslami yasaklandı. Ve liderlerini hedef alan yargılamanın seçimi nasıl etkileyeceği belirsiz. Boykota meyleden BMP seçimlere katılım için Şeyh Hasina’nın istifası ile geçici hükümet kurulması şartını koşuyor. Ama seçime gireceği kesin. Peki, BMP kazanırsa Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’yle ne yapacak? Anketlere göre Bangladeşliler, Hasina hükümetinin en olumlu üç adımından biri olarak bu yargılamaları görüyor. BMP davaları devam ettirse ortağı Cemaat-i İslami’ye dokunacak. Abdülkadir Molla’nın idamının ise seçim öncesi ortalığı daha da karıştıracağına şüphe yok. Siyasete sık sık müdahale eden bir ordu bulunduğunu da ekleyelim

© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler