Ceyda Karan
Avrupa
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Kibris artik Türkiye'nin AB'ye karsi 'kozu'
Friday, July 15, 2011
Türkiye Kibrisli Rumlarin dönem baskanliginda AB ile iliskileri donduracagi resti çekti. AB içinde Türkiye'nin önemine dair sesler yükseliyor. Iliskilerde 'stratejik kararlar' alma vakti yaklasirken, Kibris meselesinde sira Rumlara baski yapilmasina gelecek
Disisleri Bakani Ahmet Davutoglu, 'Kibris Rum Yönetimi’nin 2012 Temmuz’unda baslamasi gereken AB dönem baskanligi için Avrupa’ya çok önemli bir rest çekti. AB’nin genislemeden sorumlu sefi Stephen Füle’ye Ankara ziyaretinde verilen mesaj çok net. Davutoglu, Kibris Rum Kesimi'nin Kibris'taki müzakereleri geciktiren taraf olmasina karsin AB dönem baskanligini üstlenmesi halinde Türkiye-AB iliskilerinin donma noktasina gelecegini söyledi. Buna karsin, saskina döndügü “Kapsamli bir anlasmadan baska herhangi bir sonuç üzerine spekülasyon yapma zamani degil” sözlerinden anlasilan Füle’den ‘adadaki iki tarafin uzun vadeli çözüme ulasmaya odaklanmasi gerektigi’ seklinde ‘incir çekirdegini doldurmayan’ laflar isittik.

Elbette bu kosullarda Türkiye’nin Kibris Rum Yönetimi’ni muhatap almasi beklenemez. Bu noktadan sonra artik düsünme sirasi AB’ye geçiyor. Kibris sorunu artik AB'nin Türkiye'ye karsi kozu olmaktan çikip, Türkiye'nin AB'ye karsi kozu haline geliyor..

DAVUTOGLU’NUN ÇIZDIGI ÇERÇEVE
Davutoglu’nun bu çikisi, geçen hafta sonunda KKTC’ye yaptigi ziyarette, ‘adadaki müzakerelerin sonsuza kadar devam edemeyecegi’; ‘yogunlastirilmis müzakereler yoluyla bu yil sonuna kadar bir anlasma saglanmasi’; ‘2012 basinda bu anlasmanin referandumlara sunulmasi’; ‘temmuzda dönem baskanligini Kibrisli Türklerin de temsil edildigi bir iradenin devralmasi’ gerektigi yolundaki sözleri esliginde okunmali. Açikça müzakerelere devam edilecekse, bunun Rumlarin basindan beri reddettigi müzakere takvimi esliginde yapilmasi elzem.

‘BIR ADIM ÖNDE’ OLMANIN BEDELI
Türkiye, 2002’de ortaya konulan ancak Rumlarin ezici bir çogunlukla reddettigi Annan Plani ile baslayan süreçte, sorunun çözümü için hep ‘bir adim önde olma’ siyasetini sürdürdü. Gel gör ki, plani reddeden taraf Rumlar olmasina karsin Rum Kesimi AB üyesi yapilirken, KKTC’ye verilen tecridi sona erdirme vaatleri de tutulmadi. Yine buna ragmen 2008’de Kibris’taki müzakereleri canlandirmada öncü adimi atan Türk tarafi oldu. O vakit bu vakittir kilit meselelerde bir yere varilabilmis degil. Hal böyleyken, Rum tarafi çözüm için ortaya bir takvim konulmasini dahi reddederken, Türkiye’nin çözümsüzlügün biteviye ötelenmesinin bedelini ödeyemeyecegi de asikar. 

AVRUPA’NIN TERCIHI
Bölünmüs adayi, kendilerinin de arzuladiklari çözümü reddeden taraf Rumlar iken, uluslar arasi anlasmalara aykiri olarak AB'ye alanlar Avrupali liderlerdi. 2004’te açikça siyasi bir karar verdiler. Tercihlerini Yunanistan ve Rum Kesimi’nden yana kullandilar. Zira Kibris sorunu yine AB için Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin bir yere gidememesi için iyi bir siyasi araçti. O gün bugündür de Türkiye’ye dair ‘korkulariyla/kaygilariyla’ cebellesiyorlar. 

Simdi devran dönüyor. AB Dis Politika sefi Catherine Ashton’dan (Brookings Enstitüsü’ndeki konusmasinda) “Türkiye dis politikada AB için inanilmaz önemli bir ülke” sözlerini isitir olduk. Fransiz Senatosu, Fransiz siyasilere ‘Türkiye’yi küstürmemek lazim’ raporu sunuyor. Bu raporda, ‘jeopolitika açidan önemli, etkileyici ekonomik büyümesi, dinamizmiyle, kültürel olarak etki gücü giderek artan bir ülke’ diye tanimlanan Türkiye’ye ‘kapilari kapatmanin yazik olacaginin Fransiz kamuoyuna anlatilmasi gerektigi’ vurgulaniyor. Bu noktada Davutoglu’nun “Çünkü gerçekten Türkiye-AB iliskilerinde stratejik kararlar alma vakti gelmistir" sözleri bir yere not edilmeli. 

TÜRKIYE’NIN ÇEKINECEK HALI YOK
Türkiye’nin Kibrisli Türklerin AB’ye girmesinden korkacak/çekinecek bir hali yok. Öyle yahut böyle Türkiye’nin AB ile yogun iliskileri sürecek. Bu iliskinin kisa vadede hayale kapilmadan, tam üyelik yerine daha gerçekçi biçimde ortaya yeni bir formülasyon konularak yürütülmesi iki tarafin da hayrina. 

Simdiden BM’nin Kibris konusunda, ‘ya anlasma olmasi, yahut da BM'nin (baris gücü) adadaki varliginin gözden geçirilmesi’ yönünde alternatifli planlar hazirladigi söyleniyor. Bu açikça Rum tarafina baskilarin yogunlasacagi anlamina geliyor. AB’nin de önümüzdeki dönemde Kibris meselesinin ‘kapatilmasindan yana’ meyletmesi sasirtici olmaz. Ama Türk tarafi açisinda bunun kosulu bellidir: Kibrisli Türklere yönelik haksiz tecride son verilmesi. Bu sekilde Türkiye ile AB’nin yeniden sekillendirecegi iliskilerin de, NATO-AB diyalogunun da önünün açilacagi asikar. Türk kamuoyuna bugüne kadar pompalananlarin aksine, Türkiye’nin Kibris üzerinden kaybedecegi bir sey yok...
 
 
 
 
 
 
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler