Ceyda Karan
Avrasya
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Türk-Rus ilişkilerinde aslolan ekonomi ve ticaret
Wednesday, December 5, 2012
Rusya lideri Putin'in ziyaretinde birbirlerinin sinir uçlarını iyi bilen iki ülke 'uzlaşamadıklarında mutabık kaldı'. Ekonomik ilişkilerin ise önü açık
Türkiye ile Rusya ilişkileri ‘mantık evliliği’ misali. Arada derin ve tutkulu bir aşk aramak nafile. Mühim olan hep karşılıklı çıkar dengesi. İki ülke uluslar arası siyasette çok farklı yerlerde dursa bile, aslolan hep ekonomik ve ticari bağlar. Ve karşılıklı taviz vermekte çok yol katedildi. İki taraf birbirlerinin sinir uçlarını gayet iyi biliyorlar. Bu sebepe Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in günübirlik İstanbul ziyaretinden krizin tezahürü türünden bir ayrılık gayrılık beklemek zaten boşunaydı. Zira iki ülkenin ustası olduğu bir şey varsa o da ‘uzlaşamadıklarında mutabık kalmak’.

İKİ AY SONRA İLK KEZ TÜRKİYE
Putin, Türkiye’ye 2010’da kurulan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin 3. toplantısı için aslında 14-15 Ekim’de gelecekti. Fakat bir dizi söylentiye rağmen, anlaşılan o ki sağlığı elvermedi. Rus liderinin, eylül başlarında Vladivostok’taki Asya Pasifik zirvesinde güçlükle yürüdüğü fark edilmişti. Maceracı Putin, rivayet o ki, ya ustası olduğu judoyu yaparken, yahut da Sibirya Turnaları’na göç yolculuklarında eşlik etmeye kalkıştığında bir yerlerini incitmiş olmalı. Bırakın yurtdışı ziyaretlerini, Rus medyasına göre, iki aydır Moskova dışındaki ikametgahının pek dışına çıkmadı. Ve ilk ziyaretini Türkiye’ye yaptı. Bu ziyaret ise günübirlik, hatta birkaç saatle sınırlı olsa da ilişkilerin mahiyetini ortaya seriyor.

AYRILIKLARI GÖRMEZDEN GELMENİN GEREKÇELERİ ÇOK
Başbakan Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İstanbul’da ekonomi, finans, güvenlik, ticaret ve kültür alanlarında 11 ayrı anlaşma imzaladı. Ticari-ekonomik ve bilimsel teknik işbirliği orta vadeli planından, karşılıklı şehitliklerin imarı, kültür merkezlerinin kurulması, sosyal forum oluşturulması, mali kontrol ve kara para aklanmasıyla mücadele, diplomasi akademileri arasında işbirliği protokolleri, enerji verimliliği mutabakatı... İki ülkenin toplam ticaret hacmi 30 milyar dolar, hedef ise kısa süre içinde 100 milyar dolara ulaşmak. Türkiye, Rusya’nın en büyük doğalgaz müşterisi. 30 milyar doların 24 milyar doları doğalgaz sebebiyetiyle Rusya tarafının. Türkiye’nin payı 2011 itibarıyla 6 milyar dolar. Dengesizlik deyip geçmemeli, Rusya’nın doğalgazı varsa, bunu satın alacak müşteri lazım. Türkiye şirketlerinin Rusya’da giderek artan etkinliği gözdolduruyor. Rusya’da çoğu müteahhitlik olmak üzere 2 bin kadar Türk şirketi bulunuyor. Geçen yıl 3.5 milyon Rus turisti Türkiye’yi tercih etti. Vizelerin kaldırılması göbekbağının bir başka tezahürü. Türkiye’deki Rus yatırımları da artıyor. Türkiye’de yaklaşık 1400 şirketi var. En son Rus Sberbank’ın Denizbank’ı 3.6 milyar dolara satın almasıyla Rusya Putin’in deyişiyle ‘Avrupa’nın bu yıl bu sektördeki en önemli yatırımına imza attı’. Rus şirketinden Türkiye Avrupa’da başı ağrıyan Rusya’nın Bulgaristan üzerinden Güney Avrupa’ya uzanacak Güney Akım projesine geçit vererek önemli bir jestte bulunmuştu. Ama en çarpıcı anlaşma elbette nükleer santral alanında. Mersin’deki 20 milyar dolarlık Akkuyu’yu Rus şirketi yapacak.

SURİYE'YE DAİR 'YENİ FİKİRLER'
Yani bu çerçeveye bakılınca, uluslar arası siyasetteki ayrılıkları görmezden gelmek için gerekçe çok. Nitekim ortak basın toplantısında iki lider de durumu gayet açık ifade ettiler. Misal biz Moskova’dan kalkıp Esenboğa’ya indirilen Suriye uçağına Rus tarafının öfkesinden söz ediyoruz. Basın toplantısında konu açılmadı bile… Başbakan Erdoğan, Suriye’de ‘akan kanın durmasının iki ülkenin ortak temennisi olduğunu’ belirtmekle yetindi; Putin, “Durumu ele aldık” demekle. Rus liderin konuyu açması için soru sorulması icab etti. Orada da Suriye’ye dair farklılıklarını teslim etti. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un defalarca söylediği “Suriye rejiminin avukatı değiliz” sözünü yineledi. Asıl kaygılarının Beşar Esad’ın devrilmesi sonrasında Suriye’de bugünkünden çok daha fazla kan dökülmesi olduğunu söyledi. Tek yeni cümlesi vardı o da, “Sayın Başbakan’la görüşmemizde yeni fikirler ortaya atıldı. Bu fikirler üzerinde çalışılması lazım.” Suriye sebebiyle Türkiye’ye konuşlandırılacak Patriot’lardan hazzetmediğini gizlemedi Rus lideri. Chekhov’dan alıntıyla “Duvarda asılı tüfek varsa, o tüfek ateşlenir” anekdotunu tekrarladı. Patriotlar’ı “Geçmiş nesil” diye küçümsemesi, Türkiye’yle savunma sanayinde satış arzusunun tezahürü olarak okunabilir.

KIRMIZI ÇİZGİLER 
Elbette iki ülkenin kırmızı çizgileri var. Ama Suriye bunlardan birisi değil. ‘Kırmızı çizgi’ dediğimiz Türkiye için PKK, Rusya için enerji rotasının ipini iyice kavramasının şartı Çeçenya ve Kafkasya. Yani iki ülkenin iç etnisite meseleleri. Kafkasya’daki İslami hareketler buna ilave edilebilse dahi Rusya’nın kalabalık Müslüman nüfusundan ötürü bu meseleye Batı’dan çok daha esnek bakabildiğini teslim etmeli. Son dönemde de Rusya’nın Gazprom şirketinin gözünü diktiği İsrail’in Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Rum Kesimi ile giriştiği Leviathan doğalgaz yatakları sayılabilir. Ama unutmamak lazım iki ülke de ticari bağları zayıflatmaya kalkışsa, karşılıklı çok daha keskin tavırlar çıkacağını gayet iyi hesaplıyor. Ve ekonomik ilişkileri güçlü tutuyor.

BİRBİRİNİN DİLİNDEN KONUŞMAK
Putin ile Erdoğan’ın benzer yanlarını da ihmal etmemeli. İki lider de gerek yönetim üslupları gerekse iş yapış biçimleri açısından benzerlikler taşıyor. Birbirlerinin dilini iyi konuşuyor. 

RUSYA'NIN 'ARZULARI'...
Dönelim Suriye kördüğümüne... Putin, ‘yeni fikirler’ derken neyi kast etti ona bakmalı elbette. Fakat Erdoğan-Putin görüşmesi sürerken, Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov’un gazetecilere beyanatı dikkat çekiciydi. Peskov, ısrarlar üzerine pozisyonlarını tekrarlamakla yetindi, “Hedefimiz Suriye’de tarafları masaya oturtmak” dedi; “Türkiye Suriye muhalefetini ikna etmeli” mesajını yineledi. Yani Ankara’daki ‘Rusya pozisyonunu yumuşattı’ tezleri ortaya atılalı epey oldu. Altı bir türlü dolmadı. Zira Rusya’nın pozisyonunu da iki yıla yakın zamandır sahada ‘sezinledikleri’ belirliyor. Rusya, Libya’da olduğu gibi Şam’da da tümüyle 'arzusu hilafına' bir sonuca ikna olur mu? Olmazsa, Rusya’nın ‘arzularını tatmin etmenin’ yolu ne? ‘Yeni fikirleri’ bilmem ama asıl kilit meseli bu…
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler