Ceyda Karan
PORTRELER
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Pirenelerin eteginde sürgün inadin adi
Monday, January 31, 2000
Fransa'nin güneybatisini Iber Yarimadasi'na baglayan Bask ülkesinin ahalisi Eskadi'ye dair bilinmeyenler...
"Bask halkini ve dilini korumak ve bu mücevherin hiçbir zaman kaybolmayacagindan emin olmak için bir fildisi kule insa edilmeli..."

Pireneler'in etegindeki yesil vadilerden çok uzaklarda, Kafkaslar'in Babil Kulesi misali binbir halki barindiran havasini solumus Gürcü yazar ve filozof Niko Marr böyle diyor. Ama bugüne dek hiç kimse bu fildisi kuleyi insaya kalkismadi. Bu is hep Bask yani Euskadi halkina düstü. Ve onlar isgalcilere karsi terör estirmekten de kaçinmayarak bu mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmedi.

Fransa'nin güneybatisini Iber yarimadasina baglayan bu cografya dünyanin belki de en anlasilmaz parçasi. Hele globallesmenin dünyanin dört bir kösesine kök salarken etnik kimlikleri silip süpürdügü ve çatismalarin eksik olmadigi bir dönemde bu kimligi muhafaza için elde her türlü araç bulunuyorsa... Geçen hafta Madrid'de patlayan bomba Ispanya'nin yüregine korku saldiginda tüm gözler yine ayni yere, genis bir özerkligi soluyan Bask ülkesine çevrildi. 14 aydir sürdürdügü ateskese, Madrid'le 'bir arpa boyu yol alinamadigini' belirterek son veren ETA bir subayin öldügü eylemi üstlenmese bile yine de en büyük süpheli oldu. Ama kimse, ateskes firsatindan istifade edip örgüte operasyon düzenleyen, Baskli tutuklulari kendi cezaevlerine tasima konusunda bile iyi niyet göstermeyen ve merkezi yönetime bagli kalacagindan 'adi gibi emin' olmasina ragmen Bask halkina kendi kaderini tayin hakki vermeyi görüsme unsuru bile yapmayan Madrid hükümetinden kuskulanmadi. Üstelik yaklasan seçimlerde muhafazakâr Halkçi Parti'nin zaferi çantada keklik degilken ve Basbakan Jose Maria Aznar ETA'yla barisin misyonunu sirtlayamazken...

Oysa suçu 'terörizme' ve bu konudaki karnesi pek çok kirik notla dolu ETA'ya atmak kolaydi. Belki de dogrusu bu. Ama madalyonun hep iki yüzü var. Hele konu Bask ülkesi oldugunda.

BASK KIMLIGI
ETA mensuplari terörist mi yoksa, bagimsizlik savasçilari mi? Bunun yaniti belki de Euskadi tarihinin ayrintilarinda gizli. Franco rejimine son noktayi koyan özerklik yasasinin 1978'de kabulünün ardindan kendi yönetimini kuran, dilini özgürce konusan ve yeni kusaklara ögreten bir halkin bagimsizlik tutkusu kimilerine göre anlasilir gibi degil. Bazi anketler Basklilarin en fazla yüzde 30'unun bunu istedigini iddia ediyor Bask halki için söylenebilecek tek gerçek onlarin Ispanyol ve Fransizlar'dan farkliligi.

BAGIMSIZLIGIN ALÇISI: EUSKARA
Çünkü onlar nereden geldikleri hiç bilinmeyen arkaik bir kültürün son mirasçilari. Dilleri Euskara'nin bilinen hiçbir dille bir baglantisi yok. Kökeni M.Ö. 6 bin yillarina uzaniyor. Yani Hint Avrupa dilleri eski kitada hegemonya kurmadan çok öncelere. Belki de bu yüzden Euskara, Bask milli mücadelesinin göbegine oturuyor. Ispanya'da diktatör Francisco Franco 1975'te öldükten sonra yeniden hayat bulan bu dili 2.5 milyon insanin yüzde 30'u konusuyor, okullarda egitim veriliyor, radyo ve televizyonlar yayin yapiyor, gazeteler yayimlaniyor. Ama kökeni çözülemiyor. Tipki Bask insaninin sirrinin çözülemedigi gibi. 
Onlarla Keltler ya da Etrüskler arasinda bag kuranlar var. Ama kimse net birsey bilmiyor. Tek bilinen Bask halkinin tarih çaglari boyunca egemenlerle kurdugu dengeli iliskiler sayesinde, kimliklerini muhafaza ettigi. Pirenelerin eteklerini mesken edinen bu halk, Ispanya'da Güney Bask ülkesi denilen Alava, Vizcaya, Guipuzcoa ve Navarra ile Fransa'nin güneyinde Kuzey Bask ülkesi adi verilen Labourd, Basse Navarre, Soule'de yasiyor. Romali, Viking, Visigot ve Müslüman isgallerinden kurtulan Basklarin efsanevi balikçilari, kimilerine göre Kristof Kolomb'dan önce Kuzey Amerikayi kesfetti. Onlar bugün Fransizlara mal edilen ünlü berelerini gururla tasiyor. Ve yemekleriyle fiestalari dillere destan. Sadece San Sebastian'da 75 gastronomi toplulugu bulunuyor. Ünlü futbol takimlari Atletik Bilbao'nun degismez ilkesi takimda Bask kökenli olmayan hiçkimseye yer olmamasi. Vitoria, San Sebastian, Pamplona ve Bilbao gibi büyük kentlerde gelismis bir turizm ve sanayi var.

PICASSO'NUN GUERNICA'SI
Ispanya krallarinin bahsettigi ayricalikli statüden hep yararlanan Bask halki, belki de en büyük acilari 20. yüzyilda yasadi. Bask milliyetçiliginin babasi olan Vizcayali Sabino Arama Goiri, 1893'de gelecegin Bask Ulusal Partisi'nin (PNV) temelini atarak direnisi baslattiginda ideolojisi daha çok irki ve kiliseyi temel aliyordu. Halefleri 1930'larda onun direnisinin meyvelerini toplamaya hazirlanirken sahneye Franco çikti. Yeni hükümetle özerklik görüsmeleri rafa kalkarken, 1936'da baslayan Ispanyol iç savasi ve 2. Dünya Savasi'ndan geriye, Picasso'nun ünlü tablosunda resmettigi Alman Luftwaffesi'nin bombardimanindan kalan yikik dökük Guernica ve bir halkin bastirilan solugu kaldi. Çünkü Franco'nun kitabinda Bask kültürüne ve özerkligine yer yoktu. 

Bask hükümeti Paris'te sürgüne mahkûm olurken, ETA sahneye çikti. Örgüt, Franco fasizminin Ispanya'yi titrettigi yillarda bir grup ögrencinin Euskara dili etrafinda 'Ekin' adli bir bülteni çikarmasiyla dogdu. Kendilerini 'laik ve vatansever' olarak tanimlayan grup, sürgündeki PNV'nin gençlik kolu EGI'yle dirsek temasina giristi. Ve Arana'nin PNV'yi kurusunun 64. yildönümü olan 31 Temmuz 1959'da ETA (Euskadi ta Askatasuna- Euskadi ve Özgür Insan) kuruldu. Faaliyet alani Güney Fransa'yi yani Ipparalde'yi (Kuzey Bask ülkesi) de kapsiyordu. ETA, Arana'nin irk kavrami yerine dil ve kültürü koydu. 'Euskara yasadikça, Euskadi de yasayacakti'.

SIDDETE DOGRU...
Ilk kurucular Bilbao'nun ünlü Deusto üniversitesinden mezun olan aydin kisilerdi. Grubun beyni Jose Luis Alvarez Emparanza ya da nam-i diger Txillardegi mühendis ve dil bilimciydi. ETA, PNV'nin aksine özerkligi reddediyor, bagimsizlik istiyordu. 

Ama Avrupa federalizmi düsüncesine uzak degillerdi. Bagimsiz bir Euskadi kurulabilir ve Avrupa Federasyonu'na entegre edilebilirdi. Ispanya isgalci bir güçtü ve onunla savasimda her araç da mübahti. ETA'nin ilk siddet teorisyeni 1961'de EGI'den ETA'ya katilan Jose Antonio Echevarriata oldu. 

Ve ETA, Ispanyol yetkililere 'kan kustururken', Franco'nun ölümü yeni ufuklar açti. Kral Juan Carlos yerel özerkliklere açik bir siyaset güderken, Basbakan Adolfo Suarez, ülkeyi 1978 özerkligine tasidi. Bask halki 1980'de yerel parlamentoyu seçerken, Ikurrina'yi (Bask bayragi) dalgalandirma misyonu ise ETA'ya kaliyordu. En önemli hedef hükümet ve ordu yetkilileriyle isadamlariydi. Bu, 30 yillik savasta 800 can anlamina geliyordu.

DARBE VE RENKLI ANTI-TERÖR 
Ama madalyonun öbür yüzü de vardi. 1980'lerde Avrupa Toplulugu'na girmek isteyen Ispanya, ETA'yla diyalog yolu ararken, bu durum 'birilerini' rahatsiz etti. Hatta bir darbeden bile dönüldü. 18 Aralik 1980'de bir gazetedeki yorum tarihe 23F adiyla geçen (23 Subat) darbe girisiminin habercisiydi: Askerler millet olarak Ispanya için kaygilaniyordu. Ordu, 'askeri onur ve asker ruhunun yüksek degerleri' dogrultusunda anayasal görevlerini yerine getirmeye hazirdi. Yani toprak bütünlügü 'tehlikedeydi'. Basbakan Suarez istifasini verirken, darbe, Kral Juan Carlos'un basiretli tavri sayesinde basarisiz oldu. Felippe Gonzalez liderligindeki yeni hükümet ise bu kez antiterörü seçiyordu. Gonzalez, o dönemde Fransa Cumhurbaskani olan François Mitterand'in destegini aldi. Sahneye antiterör timleri çikti: GAL. Ve 'çok renkli' bir terör basladi. Mavi GAL, içisleri yetkilileri ve polisler; yesil GAL jandarma; beyaz GAL Fransiz polisi içindekiler; kirmizi GAL yabanci profesyonellerden olusuyordu. 1983-1987 yillarindaki 'kirli savas' bir kaç yil önce dönemin Içisleri Bakani Jose Barrionveno ve yardimcisi Rafael Vera'nin mahkûmiyetiyle sonuçlandi. 

KAFI GELMEYINCE...
Ispanyollarla ayni haklari var, kendi kendilerini yönetiyor, vergilerini topluyor, dillerini özgürce konusuyor, kültürlerini yasatiyorlar. Ispanya'nin diktatörlükten demokrasiye geçis sürecinde dünyaya armagan ettigi bir modele isimlerini veriyorlar. Ama kim ne derse desin tüm bunlar onlara yetmiyor. ETA, Avrupa'nin son ayrilikçi savasini veriyor ve bu pek çok Baskli için sadece bir siddet ve terör dalgasinin adi degil. Çünkü onlar Ispanya ile birlikte anilmak istemiyorlar. Bu yüzden Bask ülkesi sokaklarinda, siradan insanlarin önünden yüzlerinde müztehzi bir gülümsemeyle geçip gittigi ya da bir keyif sigarasi tüttürdügü su sözler okunuyor: 

“Ey turist, unutma. Burasi Ispanya degil. Burasi Bask ülkesi.”
 
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler