Ceyda Karan
PORTRELER
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Devler arasinda üç cüce..Baltiklarin izinde...
Monday, May 23, 2005
Baltik halklari 21. yüzyilda eski hükümran Rusya'dan kurtulup, dermani AB'de buldu. Bush'un Sovyet isgali için Kremlin'den talep ettigi özür ise onlara su atasözünü hatirlatiyor: Fil uyusa da yanindakiler korkmakta haklidir. Çünkü fil uyurken de döner
Kalev'in oglu bir gün evine geri dönecek/Çocuklarina mutluluk getirecek/Ve yeni bir Estonya yaratacak... Kuzeyin serin ruhlu halklarinin kendilerine özgü pek çok kahramanlik destani var. Yukaridaki Estonyalilara ait. Hikâye o ki, muazzam güçlerle donatilmis bir dev olan Kalevipoeg, yani Kalev'in oglu, tas atarak kral olur, Finli bir büyücü yüzünden annesiz kalir, intikam alir ve kötü tanrilari dize getirir. Zorlu mücadelelerle dolu bir hayatin ardindan bir kahraman gibi ölür. Artik ülkesi yabancilarin istilasina ugmistir. Ama özgürlük mutlaka bir gün gelecek, Kalev'in oglu evine dönecektir... 


Baltiklar'in üç cumhuriyeti, Estonya, Letonya ve Litvanya'nin halklari, sekiz yüzyil boyunduruk altinda yasayip, 21. yüzyilda gerçekten de Rusya Ana'nin kucaginda oturmaktan kurtuldu. Kavel'in oglu geri döndü, arkasinda bu kez AB ve hatta ABD'nin garantisiyle...  Ama tarih boyu devler arasinda pingpong topu muamelesi görmüs bu üç küçük ülke, bugün de yeni bir gerilimin yardimci rollerini üstleniyor. Soguk Savas'in ardindan önce Balkanlar'daki nüfuzunu, sonra eski Sovyet cografyasindaki etkisini yitirmesine artik alistigimiz Moskova, geçenlerde Washington'dan beklemedigi 'tarihi' bir darbe aldi. 'Özgür dünyanin mesihligine' soyunmus ABD Baskani George W. Bush, Nazi belasindan kurtulmanin 60. yildönümünde sahneye çikip, "Rusya Sovyetler'in Baltik ülkelerini isgali için özür dilemeli" deyiverdi. Kremlin'i can evinden vurmak için Baltiklar'dan daha iyi bir seçim olamazdi. Nitekim Rusya Devlet Baskani Vladimir Putin'in yaniti, "Tarihi yeniden yazmaya kalkismayin" oldu. Bati'nin, Sovyet Imparatorlugu'ndan geriye elinde avucunda gevsek Rusya Federasyonu kalan Moskova ile itisip kakismasi sürecek elbette. Ama 'büyüklerin' itis kakisindan hep zararli çikmis Baltiklar simdi diken üstünde. 

COGRAFYANIN AZIZLIGI
Onlar yüzyillarca devlerin arasinda 'üç cüce' misali cografyalarinin azizligine ugramis halklar. Baltiklarin kuzeyinde 12. yüzyila kadar pagan kabilelerin hâkimiyetinde kalan Estler ve Livler, Ural-Altay ailesinin Fin koluna, daha güneyde kalan Letler, Boruslar ve Litvanyalilar ise Hint-Avrupa ailesine mensup. 13. yüzyilda Töton sövalyelerinin Hiristiyanlastirdigi bu halklar, 800 yil boyunca etnik mücadeleler ve fetihlerin yani sira Isveç, Polonya, Almanya ve Rusya gibi milletlerin kontrolleri altinda yasadi. En uzun soluklu ve belirleyici olani ise 16. yüzyilda Korkunç Ivan'la baslayan Rus Imparatorlugu'nun tahakkümüydü. 

Baltik halklarini önce Rus Çarligi adina bölgeyi yöneten feodal derebeyleri ezdi. Öyle ki, 1700'lerde çikan köylü isyanlarinin sonunda Çar 1. Aleksandir 1804'te serfligi sinirlandiran bir kararname yayimlamak zorunda kalmisti. Bunu 1849'da 2. Aleksandir'in köle emegi kullanimini yasaklayan ve topraklarin satilip kiralanmasinin önünü açan tarim yasasi izlemisti. 19. yüzyilin sonlarina dogru köylülerin durumunda gelisme kaydedilir, Rus demiryollari ticareti Riga ve Tallinn (eski adiyla Reval) gibi limanlara tasirken, nüveleri beliren proletaryayla birlikte ilk milliyetçi hissiyat da filizleniyordu. Elbette bunun en önemli nedeni Ruslastirma politikasiydi. 1904'te ilk kez Estonyalilar, Tallinn kent konseyinde çogunlugu sagladi. 1897 ile 1906 yillari arasinda Letonyali çogunluk dört büyük Letonya kasabasinda seçimle isbasina geldi. 20. yüzyil basinda Rus Imparatorlugu'nun iç kargasasi Baltiklar'i etkilemekte gecikmiyordu. Darpat (Tartu) Üniversitesi'ndeki ögrenciler özgür basin, parlamento ve oy hakki talep ederken, Riga'da bölgesel devrim hükümeti kuruluyordu. Tukums'da Letonyalilar Rus birlikleriyle savasmalarinin bedelini idamlar ve Sibirya sürgünleriyle ödüyordu.

DEVRIMLE GELEN HÜRRIYET
Üç ülke de 1917 Bolsevik Devrimi'ni izleyen günlerde yüzyillarca elde edemedikleri bagimsizliklarina kavusuverdi. 1918'de savas bitmeden önce Litvanya ve Estonya 16 ve 24 Subat'ta bagimsizliklarini ilan etti. Letonya onlari 18 Kasim'da izledi. Nihai baris ve bagimsizlik için Estonya ve Letonya Ruslarla, Litvanya da Polonyalilarla bir yil daha savasti. 2 Subat, 12 Temmuz ve 1 Agustos 1920'de Estonya, Litvanya ve Letonya, Sovyet Rusya ile barisiyordu. Bunda milliyetler sorununda kendi kaderini tayin hakkini benimseyen Lenin'in, Baltiklar üzerindeki Rus iddialarinin geçersizligini ilan etmesinin payi büyüktü tabii. Ama selefi Stalin'in bu ilkeyi dikkate almamasi Baltik halklarina pahaliya mal olacakti. 

SU MESHUR PAKT
Bagimsizligi izleyen 20 yillik süreçte üç ülkede de parlamenter yönetimler gelisti. Ama tarih 23 Agustos 1939'u gösterdiginde kaderleri yine degisecekti. Gizli Molotov-Ribbentrop pakti Sovyetler'in Baltiklar, Romanya ve Finlandiya'nin yani sira Polonya'nin dogusunda 'etki alani' sahibi olmasi karsiligi, Almanlara Çekoslavakya, Macaristan ve Polonya'nin batisini birakiyordu. Baltik ülkelerinin liderleri de bu süreçte kâh Moskova kâh Berlin'i ziyaret ediyor, hangi yöne gitmeleri gerektigini kestirmeye çalisiyordu. Savas rüzgârlari esiyordu, Stalin arkasini saglama almaya çalisiyordu. Tipki Bati Avrupalilarin Münih Anlasmasi'yla yapmaya çalistiklari gibi... Üç Baltik ülkesi 1934'te Baltik Itilafi'na imza koymustu. Dogru düzgün hayata geçirilemeyen bu isbirligi ise Moskova için iyi vesile oldu. Molotov, üç ülkeyi Baltik Itilafi'yla Sovyetler'e karsi gizlice ittifak kurmakla suçlayip ültimatom verdi. 28 Eylül'den 10 Ekim 1939'a kadar Sovyetler, üç Baltik ülkesini savunma ve ortaklik paktlarini kabule zorladi. Üç ülke de büyük miktarda Sovyet birligine topraklarini açti. Haziran 1940'ta 'halk hükümetleri' olusturulmus, baslarina bir komiser atanmis, isgal tamamlanmisti. Temmuzdaki seçimlerin resmi sonuçlari Kremlin'i pek memnun ediyordu: Litvanya'da oylarin yüzde 99.2'si, Letonya'da yüzde 97.6'si, Estonya'da yüzde 92.9'u halk hükümetlerine gitmisti. Izleyen aylarda üç ülke de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birligi'ne katilma karari aldi. 

NAZILERE SELAM
Ama Moskova, Baltik ülkelerini ancak bir yil elde tutabildi. Bu süreç milliyetçi unsurlarin 'temizligi' için haydi haydi yeterliydi. Alman isgalinden birkaç gün önce birbirlerinden ayrilarak kamyonlara doldurulan aile üyeleri Urallar'daki esir kamplarina tasindi. 13-14 Haziran 1941'de bir tek gecede yaklasik 10 bin kisi Estonya'dan, 15 bin kisi Letonya'dan, 25 bin kisi de Litvanya'dan 'kaldirildi'. Bir yil içinde Estonya'da 59 bin 700 kisi ortadan kaybolmus, 1000 kisi idam edilmisti. Letonya'da 34 bin 250 kisi ölmüs ya da kaybolmustu. Litvanya'da ise 30 bin kisi... Bu sürgünlerin çogu telef olacak ve Stalin'in ölümünden sonra ancak yüzde 20'si topraklarina dönebilecekti. 

Iste böyle bir atmosferde Baltik halklarinin çogunlugu için Naziler umut oldu. 1941'de Nazi Almanyasi bölgeyi isgal ettiginde, Sovyetler'e karsi direniste milisleri egitmis olan SS'ler sokaklarda sevinç gösterileriyle karsilaniyordu. Ama Alman savas makinesi Baltik halklarinin heveslerini kursaginda birakmakta gecikmedi. 3. Reich'in belgeleri Hitler'in amacinin Baltik nüfusunun üçte ikisini sürmek, kalanlari da Alman göçmenler içinde eritmek oldugunu sonradan ortaya koyacakti. Nitekim Almanlar mülkleri ele geçirdi, yiyecegi karneye bagladi, kültürel hayati baski altina aldi, zorunlu isçiligi devreye soktu. 1944'te 75 bin Litvanyali, 35 bin Letonyali ve 15 bini Estonyali isçi Almanya'ya çalismaya gönderildi. 250 bin Baltik Yahudisi içinse Sovyetler 'hayat', Nazi Almanyasi ise 'ölüm' demekti. Savas sonrasi topu topu 10 bini hayatta kalabilecekti. 

HÜKÜMRANIN DÖNÜSÜ
Ama Nazi zulmü, Baltik halklarinin çogunlugu için yüzyillarin düsmanliginin yaninda solda sifir kalirdi. Nitekim 1944'te Baltik halklari için Nazilerin Riga, Tallinn ya da Vilnius'tan çekilmesinde kutlanacak bir sey yoktu. Asil trajedi Sovyet birliklerinin gelisiydi. Ve Sovyet askerleri 1944'te bölgeyi yeniden ele geçirdiginde, akillarinda Slaspilas toplama kampinda öldürülen Rus, Polonyali ve Yahudilerle, yüzlerce çocugun mezari vardi... 

Savas sonrasi Sovyet kontrolü yeniden kuruldu, her cumhuriyetin komünist parti örgütünün birinci sekreteri basa geçti. Tabii Sovyet komiseri de 'ikinci adam' konumundaydi. Harekete geçme sirasi Moskova'ya gelmisti. Sadece 1945'te Estonya'dan 30 bin, Letonya'dan 38 bin kisi 'sinir disi edildi'. Bu 'Sibirya sürgünü' anlamina geliyordu ve sürgünlerin sonu kolay gelmeyecekti. Baltik halklarinin direnisi eksik olmadi elbette ama direnis kentlere yansimazken, sekiz yil süren mücadele çogunlukla kirsal alanda gerilla savasi olarak verildi. 1945'te 100 bin Litvanyali, 40 bin Letonyali ve 30 bin Estonyalinin kurdugu 'Orman Kardesi'nden (Forest Brethern) geriye 1950'lerden itibaren arka planda canli tutulan milli gururdan baska birsey kalmamisti. 

RUSLASTIRMA POLITIKASI
Sovyet Rusya isi siki tutuyordu. Bir yanda yeniden insa, kolektivizasyon ile Baltiklar'in çehresi degistirilirken, diger yandan Ruslastirma ve Sovyet halklarinin bölgeye yerlestirilme politikasi yürütülüyordu. Estonyalilarin kendi ülkelerindeki nüfus oranlari 1945'te yüzde 94 iken, 1953'te yüzde 72'ye, 1979'da yüzde 65'e düsmüstü. Letonya nüfusunda benzeri bir düsüs yasanirken, Rusya'ya daha uzakta kalan Litvanyalilar yüzde 80'lik çogunluklarini muhafaza etmeyi basardi. 

ILK KIPIRDANISLAR
Baltik halklari Sovyet sistemine boyun egse de yasam biçimleri farkliydi. Dolayisiyla milli kimlik zengin kültür ve sanat atmosferi içinde dile geldi. Baltik halklari, 1960'lar ve 1970'lerde Moskova'nin siki disiplini altinda olsalar da bireysel düzeyde genis özerkligi soludu. Yüksek Sovyetler'in asiri merkeziyetçiliginin sonucu olan savurganligi protesto edebiliyorlardi örnegin. Letonya'da kültürel özerklik mücadelesi, özgür yayincilik, sosyalist sistemin demokratiklestirilmesi talep ediliyor, siirler, oyunlar giderek milli tonda icra ediliyordu. 1972'de Tallinn'de Çek hokey takiminin Sovyetler karsisindaki zaferi ögrenci gösterilerine yol açarken, agizlardan, 'Biz kazandik' sözü dökülüyordu. Litvanya'da Mayis 1972'de Romas Kalanta adli bir ögrenci kendini yakarak can verdiginde cenazesi isyana dönüsüyor, gençler KGB ve polis ile çatisiyordu. 1977'de bir futbol maçinda taraftarlar, yeni Sovyet anayasasina karsi, 'Isgalci gücün anayasasina hayir' diye bagiriyordu. Letonya kenti Liepaja'da 1977'de Estonyali bir rock grubuna yasak getirilince dinleyiciler sokaklara tasarak 'özgürlük' sloganlari atiyordu. Üç ülkede de yeralti yayinciligi gelismisti. Sovyet yetkilileri ilk kez 1972'de iki gizli direnis grubunu kesfetmisti: Estonya Milli Cephesi (ENF) ve Estonya Demokratik Hareketi (EDM). 1977'de 18 botanikçi Avrupa'daki meslektaslarina bir mektupla Sovyetler'in yol açtigi ekolojik hasari sikâyet ediyor, 1970'lerin basinda bir muhalif Soljenitsin'in Sovyetler'den kovulmasini protesto etme cesaretinin bedelini psikiyatri klinigine kapatilarak ödüyordu. 

BAGIMSIZLIGA DOGRU
1977'de yeni Sovyet anayasasi yürürlüge girdiginde Baltiklar'a derman olmadi tabi. Anayasa birlige dahil cumhuriyetlere ayrilma hakki verse de bu hak 75. maddedeki SSCB'nin tüm bölgelerinde egemenlik hakki bulunan bagimsiz bir tek devlet oldugu hükmüyle geçersiz kiliniyordu. Ama Baltiklar artik kaynamaya baslamisti. 
Agustos 1979'da Baltik milliyetçiligi Molotov-Ribbentrop paktinin 40. yildönümünde Polonya'daki Dayanisma Hareketi'nin lideri Leh Walesa'ya destek mesaji gönderirken, Ocak 1980'de Afganistan isgalini ilk kinayanlardan biri yine onlardi. 

ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇINCE…
Böylece Soguk Savas'in sonuna gelindi. 1985'te basa geçtiginde tek derdi ekonomiyi düzeltip Sovyetler'i ayakta tutmak olan Mikhail Gorbaçov'la birlikte Sovyet sistemi çatirdamaya basladi. Kendi derdine düsen Moskova ipleri gevsetmek zorunda kalirken, Litvanya ve Estonya eski bagimsizlik günlerini kutlayabiliyor, Molotov-Ribbentrop pakti protesto edilebiliyordu. Sovyetler nihayet 1989'da Molotov-Ribbentrop pakti ve Stalin rejiminin suçlarini kinamisti. Artik son yakindi. Üç ülkede de 1988'de halk cepheleri kuruldu. Letonya Milli Bagimsizlik Hareketi 1989 ortalarinda 10 bin üyeyi bulurken, Litvanya'da Sajudis hareketi dogmustu. 1989 ve 1990 seçimlerinde üç cumhuriyette bagimsizlik yanlilari Yüksek Sovyet'e seçildi. Mart 1990'dan itibaren önce Litvanya ardindan da Estonya ve Letonya bagimsizliklarini ilan etti. Gorbaçov'un yaniti orduyu gönderip ekonomik blokaja basvurmak olsa da artik ati alan Üsküdar'i geçmisti. 

Ocak 1991'de üç ülkede de Sovyet birlikleriyle yasanan çatismalarin ardindan Kremlin'in yetkisi disinda subat ve mart aylarinda düzenlenen referadumlarda halklar yüzde 73'lere varan oranlarla bagimsizligi seçiyordu. 

TEK SIGINAK AB
Sonra üç Baltik ülkesi için yalpalamalarla dolu birkaç yilin ardindan rotanin derhal AB'ye çevrilmesi geldi. Avrupa da kucak açmis onlari bekliyordu. Ilk basvurular 1995'te yapildi. Müzakerelere 1997'de baslayan Estonya'yi 1999'da Letonya ve Litvanya izledi. Üç ülkede de AB'nin Kopenhag Kriterleri ve ekonomik standartlarini yakalamak gibi zorlu konular vardi. Ama belki de en derin konu yüzyillik Rus nefretine dayaliydi. Estonya ve Letonya üçte birini Ruslarin olusturdugu nüfuslarina Brüksel'in bastirmasiyla azinlik haklarini tanimak zorunda kalirken, dillerde su fikra vardi: "Letonyalinin biri, altin bir balik yakalar. Balik, kendisini özgür birakirsa her dilegini yerine getirecegini söyler. Letonyali, baligi kuyrugundan tutup agaca çarpmaya baslar: 'Be-nim-le Rus-ça ko-nus-ma yeteeeeeer!' der". Rus etkisinden uzak kalmayi basarmis Litvanya ise daha çok tarim reformu, nükleer santrallar ve yolsuzluklarla bogustu. Sonunda üç ülke, 1 Mayis 2004'te tam üyelige kabul edilirken, 100 yillik süreçte bir kez kazanilip yitirilmis bagimsizligin bu kez baki kalmasi emeli AB kanaliyla perçinlendi. 

Bugün Baltik ülkelerinde kimileri, Washington'in Rusya'dan tarihi hesap sorusundan cesaretle Estonya'da oldugu gibi Nazileri anmak için anitlar dikerken, kimileri de eski hükümranlarinin hep yani baslarinda var olacaginin bilincinde. Dolayisiyla Sam Amca, Rusya Ana'yi sinirlendirirken, onlar eski Letonya atasözünü animsiyor: 'Fil uyusa da yanindakiler korkmakta haklidir. Çünkü fil uyurken de dönebilir'.

© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler