Ceyda Karan
PORTRELER
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Tarihinin esiri, taksimin mucidi
Monday, April 18, 2005
Rauf Denktas, Kibris Türklerinin liderligine veda etti. Arkasinda önemli mücadeleler birakarak kenara çekiliyor. Kimilerine göre, sevaplari, kimilerine göre de günahlari daha fazla...
Insanoglunun huyudur, yasadiklarinin sorumlulugunu baskalarinin üzerine yüklemek. Pis isleri görecek 'kötü adamlar' lazimdir, kendi kötülüklerini görmezden gelmek için... Ve 'kötü adamlik' fazla romantizm kaldirmaz. Binlerce yillik tarihsel, toplumsal süreçlerle dünya dengeleri ve belki de hepsinden önemlisi insanlarin beyinlerinin uç noktalarinda birikmis kinler vardir. 'Eleni ile Mustafa'nin bir türlü bir araya gelemedigi Kibris Adasi'nda oldugu gibi...

Bugün Kibris Türklerinin liderligine veda eden Rauf Denktas da tarih ve cografyasinin kurbani aslinda. Kimilerine göre sevaplari, kimilerine göre de günahlari daha fazla...

BAF'TA BASLAYAN HAYAT
Denktas, 300 küsur yil süren Osmanli egemenliginin topyekûn sona erip, adanin Britanya sömürgesi oldugu 1925'ten bir yil önce, 29 Ocak 1924'te Baf'ta dünyaya geldi. Yeni Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Anlasmasi'yla Kibris'taki haklarindan vazgeçmisti. Katoliklerin kapattigi Ortodoks kiliselerini Osmanli egemenligiyle yeniden insa edip milletler sistemi içinde seslerini duyurmus Rumlar içinse isyan vakti gelip çatmisti. Çag artik ulusçuluk çagiydi. Yunanistan kurulmus, Helen milliyetçiliginin 'Megali Idea' fikri Akdeniz'in göbegindeki adaya Enosis (Yunanistan'la birlesme) olarak yansimisti. Onlar ada nüfusunun yüzde 78'ini olusturuyordu ve kaderlerini tayin etmek haklariydi. Bir de yani baslarinda Osmanli'dan miras Türkler vardi. Iste Rauf Denktas onlardan biriydi. 1878'de Osmanli'nin adadan çekilmesini görmüs dedesi, 

ona "Osmanli yeniden gelecek. Belki ben göremem ama sen görürsün" demisti.

ILK ISYAN
Ilk isyan 
1931'e gelindiginde Enosis'i gerçeklestirme yolunun güç kullanmaktan geçtigini anlayan Rumlarin ilk isyani patladi. Denktas'in rakibi olacak Rum lideri bileniyordu. Britanya'nin ezip geçtigi isyan sorasi 18 yasindaki Myriarthes Michael Hiristodulos Mouskos, yani 'Makarios' Seyseller'deki ilk sürgününe yollaniyordu. 2. Dünya Savasi görece sakin geçti. Britanya ile Yunanistan'in ayni cephede olmasi, Enosis umudunu canlandirmisti. Enosis, Rumlara öyle içkinki di, 1941'de kurulan komünist AKEL, bu emel ugruna 1949'da ilk imza kampanyasini baslatan hareketti. Dünya Kiliseler Birligi'nin bursuyla gitmis oldugu ABD'den ayni yil adaya dönerek sivrilen Makarios ise, Enosis'in öncülügünü komünistlere kaptiracak degildi. 1950'de 36 yasinda Baspiskopos seçildiginde hemen Britanya valisine basvurup halkoylamasi talep etti. Tabii reddedildi. Ama 1950'de kiliselerde düzenlenen halkoylamasinda Enosis'e yüzde 95'i asan oranda destek çikiyordu.

IMPARATORLUK TAKTIGI
Ortadogu'daki sömürgelerini kaybetmeye baslayan Britanya'nin ise stratejik adayi kaybetmeye niyeti yoktu. Böl-yönet taktigi devreye sokuldu. Türk azinlik Enosis hayali kuran Rumlardan haddinden fazla rahatsizdi. Onlar, Osmanli milletler sistemindeki halklarin, uluslasma sürecinde Balkanlar'da yaptiklarini, Girit'i unutmamisti. 1943'te valinin girisimiyle 'Kibris Adasi Türk Azinliklar Kurumu' (KATAK) kuruldu ve Enosis'e karsi ilk kitlesel Türk örgütü oldu. Turanciligin Türkiye'de serpildigi yillarda adada basta Dr. Fazil Küçük olmak üzere Türk aydinlarinin çogu Enosis'i engellemek için Ankara'yi ise angaje etmek gerektigini düsünüyordu. Onlarinki aslinda kontra-milliyetçilikti.

SIYASETE ATILIS
Denktas ilkgençligini iste bu ortamda geçirdi. 1.5 yasinda annesini yitirmis olan Denktas, 1930'da Istanbul'a gönderilmis, ortaokulu Arnavutköy'de Fevzi Ati Lisesi'nde okumustu. Ardindan adaya dönüp liseyi bitirmisti. Hâkim olan babasi Raif Bey'in 1941'deki ölümünün ardindan Magusa'da kâtiplik yapti. Bir yandan toplumsal sorunlarla ilgileniyordu. Dr. Küçük'le tanismis ve Halkin Sesi'nde makale yazmaya baslamisti. 1944'de hukuk okumaya gittigi Londra'dan 1947'de adaya döndügünde avukatliga basladi. 27 Kasim 1948'de Kibrisli Türklerin mitinginde Dr. Fazil Küçük'ün yaninda ilk kez sesini duyuruyordu. 1948'de zamanin valisi Lord Winster'in olusturdugu Anayasa Konseyi'ne üye oldu. Asil yükselisi ise 1949'da basladigi savciliktan 1957'deki istifasi sonrasi gelecekti. 

EOKA SAHNEDE
Rumlar 1947'de özerklik önerisini reddedince Britanya da Türk kozunu iyice devreye sokuyor, 1948'de Türk Isleri Komisyonu'nu kurduruyordu. Yine de Türk devleti Kibris'la ilgilenmiyor, 1950'lerde CHP'li ve DP'li bakanlar, 'Türkiye'nin Kibris diye bir davasi yok' diyebiliyordu. 1949'da Kibris Türk Kurumlari Federasyonu'nu kuran Türkler 1950'lerde Türkiye'deki Turanci çevrelerle diyalogu ilerletti. Kibris, önce medya destegiyle Türk kamuoyu, ardindan Menderes hükümetinin gündemine sokuldu. Makarios'un, 1954'te konuyu BM'ye tasimasi için seferber ettigi Yunanistan, Türkiye'nin simseklerini çekiyordu. 1920'de Anadolu'yu isgal eden Yunan ordusunda subaylik yapmis Georgias Grivas ise Kasim 1954'te gizlice Kibris'a çikip, 1955'te EOKA'yi (Ethnike Organisis Kypriotike Apele Utheroseos-Kibris Milli Kurtulus Örgütü) kuruyordu. EOKA eylemleri Britanya'yi olaganüstü hale zorlarken, 1956'da Makarios'a yine Seyseller yolu görünmüstü. 

KIBRIS TÜRKTÜR CEMIYETI
Yunanistan, Grivas'la adaya iyice müdahil olurken, Türkiye'deki derin devlet bos durmayacakti. Kibrisli Türkler, Kara Çete, 9 Eylül gibi örgütler kursa da EOKA karsisinda etkili olamadi. Britanya ise EOKA'ya karsi çogu Türklerden olusan 'Yardimci Polis Gücü'nü kurdu. Rumlarla Türkleri karsi karsiya getirecek ilk 'vurusma' bu güçler arasinda yasandi. Bu arada Turancilar, 'Kibris Türktür Cemiyeti' kuruyordu. Türkiye'de anti-komünizmin gazladigi Türk-Islam sentezi güçlenirken, Menderes sonunda adadan gelen sese kulak verdi. Disisleri Bakani Fatin Rüstü Zorlu'nun önerisiyle Özel Harp Dairesi Baskani Tümgeneral Danis Karabelen, albay Eyüp Mater ve binbasi Ismail Tansu'nun seçtigi yedi subay ve sivil görevliler adaya gönderildi. 28 Agustos 1954'te Menderes, Kibris Türk liderlerini görüsmeye çagirirken, gazetelerde "Kibris asla Yunan olmayacaktir" sözleri vardi. Dr. Küçük'ün 1944'te kurdugu Kibris Milli Halk Partisi'nin adi 'Kibris Türktür Partisi' olarak degistirilmisti. Rumlarin Türklere saldiracagina dair yalan haber ve tahrikler ihmal edilmiyordu. Iddiaya göre, Selanik'te Atatürk'ün evinde patlayan bomba ile 6-7 Eylül olaylarinin hazirlanmasinda Kibris Türktür Cemiyeti'nin katkilari vardi. Bu kosullarda Menderes, 24 Agustos 1955'te Türkiye'nin Kibris politikasini dünyaya duyurdu: Kibris Anadolu'nun devamindan ibarettir.

Londra konferansinda Yunanistan kendi kaderini tayin hakki isterken, Türk tarafi su tuhaf tezi koydu: Ada Britanya'da kalsin, ama gideceklerse Türkiye'ye verilsin. Sömürgelerin çözüldügü çagda sömürgecilik savunulurken, alternatifi olarak Türkler azinlik olsa da adanin Türkiye'ye verilmesi isteniyordu. Devreye yine Londra girdi ve 1956'ta Menderes'le görüsen Sömürgeler Bakani Lennox-Boyd, 'Enosis'e karsilik Taksim' taktigini öneriverdi. Maya tutmus, Türkiye'de 'Ya Taksim ya ölüm' mitingleri baslamisti. Denktas ise sonradan, "Keske bu slogani ya Taksim ya hepsi diye degistirebilseydik" diyecekti!

'MILLI DAVA'
1950'lerin sonunda Kibris artik Türkiye'nin 'milli davasi'ydi. Denktas, 27 Ekim 1957'de Ankara'nin destegiyle Kibris Türk Kurumlari Federasyonu (KTKF) baskanligina getirildi. Özel Harp Dairesi'yle baglantili olarak Türk Mukavemet Teskilati (TMT) ise iki hafta sonra 15 Kasim'da kuruluveriyordu. Ama ipleri eline almaya baslayan Denktas, TMT'yi Kibrisli Türklerin degil Özel Harp Dairesi'nin yönlendirmesini istiyordu. Zaten TMT'nin kurulusu Dr. Küçük'ten bile gizlenmisti. Özel Harp Dairesi subaylari ise Denktas'i lider bellemisti. Taksim için yanip tutusan Denktas'in yildizi parliyordu. 

'ORTAKLIGA' DOGRU...
Ama Türkiye, Yunanistan ve Britanya 1959'da NATO içinde uzlasip Kibris Cumhuriyeti'ni kurmaya karar verince hevesler kursaklarda kaldi. 6-11 Subat'ta Zürih'teki müzakereler sonucunda Londra'da Kibris Cumhuriyeti'yle ilgili üç anlasma (temel yapi, garantörlük ve ittifak) Menderes ve Karamanlis tarafindan imzalandi. Türkiye, Yunanistan ve Britanya garantör ülkeler olurken, 16 Agustos 1960'ta ilan edilen Kibris Cumhuriyeti'nin temel yapisi suydu: Baskan Rum, yardimcisi Türk, meclisin yüzde 70'i Rum, yüzde 30'u Türk olacak. Türklere bes büyük sehir ve çogunlukta olduklari yerlerde ayri yerel yönetimler verilecek. 2 bin askerlik ordunun yüzde 60'i Rumlar, yüzde 40'i Türklerden olusacak ve 650 kisilik Türk ve 950 kisilik Yunan birligi adada olacakti. Ve tabi en hassas nokta: Kibris baska bir devletle siyasi ya da ekonomik birlige giremezdi. Aksi halde garantör ülkelere müdahale hakki dogardi... 

VE CUMHURIYET
Makarios sürgünden dönünce Rum lideri seçildi. Yardimcisi Dr. Küçük'tü. ABD ve NATO memnundu. Menderes'i deviren 27 Mayisçilarin dengeleri gözetmeye ihtiyaci vardi. Ama Helen ve Türk milliyetçileri darbe yemisti. Türkleri azinlik gören ve Enosis'in yasaklanmasini içine sindiremeyen Makarios, yüzünü Sovyetler'e çevirirken, ABD güdümlü Yunan cuntasinin 14 yil sonraki darbesini hesaplamiyordu. Denktas ise anlasmalarda imzasi olsa da Taksim'den umudunu kesmemisti. Anayasa görüsmelerinde Türk tarafini temsil eden Nihat Erim'e "Bu devlet nasil olsa yürümeyecek, ona göre davranalim" demisti. 1962'de istifa eden Türkiye Büyükelçisi Emin Dirvana da söyle diyecekti: "Denktas'in kalbinde ne yattigini biliyorum. Fakat bu asla tahakkuk etmeyecektir. Kibris Cumhuriyeti payidar olacaktir."

AKRITAS PLANI
Dirvana yanildi. 1963 sonunda silahli çatismalar basladi. Makarios önce Türklerin yerel yönetim hakkini ellerinden aldi, ardindan Türkleri azinlik konumuna sokacak 13 maddelik anayasa degisikligini sundu. Rumlar Akritas Plani'nidevreye sokup 21 Aralik 1963'tesilahli isyan baslatti. Hükümetten Türk bakanlari çeken Dr. Küçük ve Denktas cografi ayriliga dayali federal devletten söz ediyordu. Asil umut Türkiye'nin müdahalesi ve Taksim'di. Bu arada adadaki binlerce Türk ve Rum ya birbirlerine saldirmis ya da saldirilara ugrayip göç etmek zorunda kalmisti. EOKA sefi Grivas da adaya gizlice sokulan Yunan askerleriyle isbasindaydi. Kibris devleti Rumlarin eline geçerken, 1964'te adaya baris gücü gönderme karari alan BM Güvenlik Konseyi, Türklere haksizlik edildiginden bahsetmiyordu! Onlarsa 1964 Ocak'inda Türkler adina yasama ve yürütmeyi üstlenen 'Genel Komite'yi kurdu. Ocak 1964'te Londra Konferansi'na katilmak ve New York'ta BM'ye hitap etmek üzere adadan ayrilan Denktas'in geri dönmesi Makarios tarafindan yasaklandi.

IKTIDAR ÇATISMASI
Davalari zora giren Dr. Küçük ve Denktas'in iktidar çatismasi gecikmedi. Adaya dönemeyen Denktas, Ankara'da yasarken Türkiye ile Yunanistan'in Enosis'i temel alan, Türkiye'ye de adada üs veren Acheson Plani'nda uzlasabilecegini görmüs, bu kaygilarini 1966'da yayimladigi '12'ye 5 Kala' kitabinda yansitmisti. Dr. Küçük de, Türk ordusuna, "Gelmeyeceklerse cemaatimi alip Avustralya'ya kaçayim" diyordu. Bir yil sonra Nisan 1967'de Yunanistan'daki askeri darbenin ardindan isler iyice karisacakti. 

Ankara'da da kafalar karisikti. Özel Harp Dairesi agirligini Denktas'tan yana koyarken, Disisleri Dr. Küçük'ün yanindaydi. Denktas, 1967 sonlarina dogru Özel Harp Dairesi'nin bilgisiyle, tabii Türk hükümetinden gizli olarak Kibris'a gitmeye kalkisti. Yanlislikla Rumlarin yogun oldugu bölgeye çikinca yakalandi. Ankara'nin müdahalesiyle Türkiye'ye iade edildi. Ardindan EOKA'nin Geçitkale katliami geldi. Türkiye müdahale tehdidi savurunca Grivas ve Yunan askerleri adayi terk etmek zorunda kaldi.

MAKARIOS OLURUYLA DÖNDÜ
28 Aralik 1967'de Geçici Türk Yönetimi kurulurken, Denktas 1968'de Makarios'un oluruyla adaya dönebildi. Türkiye'nin bu konjonktürde adaya müdahale edemeyecegini anlayip ilimlilasmisti. Makarios affi ile düzenin saglanmasinda rol oynadi. Tabii gözü Dr. Küçük'ün yerindeydi. Kisa sürede rakiplerini alt etti. Subat 1973'te 12 Mart rejiminin destegiyle seçime tek aday olarak katilip Dr. Küçük'ün yerine cumhurbaskani yardimciligina seçildi. O artik Türkiye'nin arzusuyla üniter devlet içinde yerel özerklige dayali azinlik haklarini müzakere ediyordu.

1974 'DEPREMI'
Ama iste 1974 Taksim'i küllerinden diriltti. Grivas 1971'te adaya gizlice dönüp EOKA-B'yi kurmus, Türklere saldirilari örgütlüyordu. Yunan cuntasi destekli EOKA'ci Nikos Sampson'in 15 Temmuz'da Makarios'u devirmesi ise dengeleri alt üst etti. Ecevit hükümeti 20 Temmuz'da harekâti baslatti. 23 Temmuz'da Sampson çekilmisti. Bir gün sonra adadaki sarsinti Atina'ya ulasip cuntayi devirecek, Karamanlis basbakan olacakti. 25 Temmuz-14 Agustos'ta garantör devletlerin konferansi sonuç vermeyince Türk ordusu iki gün süren ikinci harekâtla adanin yaklasik yüzde 40'ini ele geçirdi. Kuzeydeki Rumlar güneye, güneydeki Türkler kuzeye savruldu. Denktas, hemen cografi bölünmüslügü siyasi bölünmeyle tamamlamaya soyundu. Arkasinda Rum saldirilarindan bezmis, 1974 öncesi çogu kit kanaat geçinirken, artik Rumlardan kalan mal mülke yerlesmis Türk halkinin ezici çogunlugu vardi. Demirel'in Milliyetçi Cephe'si de ABD ambargosuna ragmen fethedilen topraklari geri veremiyordu. Türkiye garantörlük hakkini kullanmaya bir yerde dur diyemiyor, Denktas da Taksim'i baki kilmaya çalisiyordu. 

AKLINDA KONFEDERASYON VARDI
1975'te Türk Federe Devleti'ni ilan edip devlet ve meclis baskani olurken, aklinda konfederasyon vardi. 1976'daki ilk seçimde Kibris Türk Federe Devlet Baskanligi'na seçildi. Makarios 1977'de dünyadan göçüp giderken, o 1981'de ikinci kez seçiliyordu. Diplomatik baskilar Denktas'i 'iki bölgeli, iki toplumlu federasyon' tezi içeren doruk anlasmalarina itse de konfederasyon tezinden hiç vazgeçmedi. 1983'te Taksim vakti gelip çatmisti. 15 Kasim'da Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti ilan edildi ve 12 Eylül darbesinden üç yil sonra kurulan Özal hükümeti kucaginda nur topu gibi bir Kibris sorunu buluverdi. Ve dünya yeni devleti tanimiyordu. 

1988'de Rum tarafinda liberal Vasiliu'nun iktidara gelmesi sonrasi BM'nin önerdigi siyasi esitligi temel alan merkezi zayif federal devlet, Denktas'a artik Ankara'nin arzusu hilafina davranmaktan baska çare birakmadi. Rum tarafi Gali Fikirler Dizisi'ne gönülsüz razi gelmisken, o "Olmaz" deyiverdi. Ilimlilik devri bitmisti.

O artik konfederasyon tezini isliyor, istifa tehditleri savuruyordu. Sonunda Türkiye, 1997'deki Lüksemburg zirvesinde AB tarafindan adayliginin reddedilmenin de etkisiyle iki devletli konfederasyonu yeni Kibris politikasi ilan etti.

EPOENOSIS
Denktas'in hesaplarini degisen dünya dengeleri bozuverdi. Türkiye 1999 Aralik'indaki Helsinki zirvesinde AB'ye aday ülke olurken, önüne Kopenhag Kriterleri'nin yani sira Kibris sorununun çözümü ev ödevi olarak konuldu. Tabii 1990'da bu kez 'Epoenosis' (yeniden birlesme) siariyla AB'ye basvurmus Rumlarin aday ülke ilan edilmesi isin tuzu biberiydi. AB, Taksim'i seçen Türkler karsisinda 1960 garantörlük anlasmalarini çignemekten çekinmemisti.

'SINIR HARBI' YILLARI
1999'dan günümüze uzanan süreçte Denktas, 'çözümsüzlügün' adi oldu. Dünyadan tecrit haldeki KKTC'de 1974 sonrasinin zenginligi yerini üretemeyen, göç eden bir topluma birakirken, Ankara Denktas yönetimlerini fonlamaktan usanir olmustu. Denktas'in adaya Türkiyeli göçmenleri yigma politikasi ise adada bölünme yaratmisti. Türkiye'nin yeni AB macerasi, Taksim yolunda nice badireler atlatmis Denktas için 'sinir harbi' yillarini baslatiyordu.
2002 yili BM Genel Sekreteri Kofi Annan'in 'iki tarafin esit ortakligina dayali, rotasyonlu baskanlik içeren' çözüm plani ve AKP iktidarini; 2003 ise zamaninda Denktas için "Köpek gibi vurun" demis Tasos Papadopulos'u getirdi. Denktas'in tek sürprizi 2003 Nisan'inda Yesil Hat'i 30 yil sonra ilk kez açmak oldu. On binlerce Rum kuzeye akti. Adada diyalog yollari 
açildi. Annan yeniden devreye girdi. Lefkosa-New York-Bürgenstock görüsmelerini kapsayan mesakkatli bir süreç sonunda adanin iki yaninda 24 Nisan 2003'te Annan'in Türk tarafi için büyük kazanimlar içeren plani referanduma sunuldu. Rum halki, Papadopulos'un sözünü dinledi, "Beni çarmiha gerseniz imza atmam" dedigi, gözyaslariyla halkini 'Hayir' demeye çagirdigi anlasmayi yüzde 76 gibi ezici bir oranla reddetti. Denktas'i dinlemeyen Kibris Türk halki ise plana yüzde 65 oraniyla 'Evet' diyordu. Rum Yönetimi 1 Mayis 2004'te resmen AB üyesi olurken, KKTC'nin payina sadece AB ve ABD'nin tecridi kaldirma vaatleri düsüyordu. 
Hatipten figürana...

DIZI OYUNCUSU
Denktas, bu yil basinda "Türk hükümeti ile ters düsmeye artik devam edemem" diyerek cumhurbaskanligina aday olmayacagini ilan etti. Tabii susup oturmayacagi, gerekirse 'sandik kiracagi', 'silaha sarilacagini' söylemeyi ihmal etmedi. Sürekli Türkiye'de konferanslar verdi. Ama basinin artik bildik görüslerine yer vermemesine esip köpürüyor, yüksek reytingli mafya dizilerinde rol alip davasini anlatiyordu. Yine de 'Kurtlar Vadisi'nin Dogu Bey'ine Kibris davasini anlatirken, yillarin deneyimli hatibi daha çok rol kesen bir figürani andiriyordu. 

TORUN DARBESI
Hayatini Kibris Türkü'nün Türkiye'nin parçasi olmasina adamis bu adami 'bitirenin' torunu Raif olmasi ironik tabi. Kibrislilarin 'KKTC'nin yarisina sahip' diye bildigi Denktas ailesinin 23 yasindaki üyesinin, Britanya'da indirimli okumak için Kibris Cumuriyeti kimligi için basvuru yaptiginin ortaya çikmasi olay yaratti elbette. Sevenleri sasirip, karsitlari biyik altindan gülerken, o çikip "Torunuma ben izin verdim. Bu muamele Rum'u kabul etmek anlamina gelmez. 1960-1963 yillarinda meydana gelmis bir hakkin kurtarilmasidir. AB hakkimizi çeke çeke kurtarmaktir" diyebilmisti!

Evet, dünyanin en uzun süre isbasinda kalmis politikacilarindan biri olan Rauf Denktas, 81 yasinda emekliye ayriliyor. Ve açikça dile getirdigi gibi, köpegi, kuslari ve tavuklariyla ilgilenip fotograf çekme mesgalesiyle yetinmeyecek. Günahlariyla sevaplariyla daha neyi, nasil taksim edecegini ise birlikte görecegiz...
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler