Ceyda Karan
Avrupa
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Fransa'nın 'hafıza yasası'
Friday, December 23, 2011
Fransa parlamentosu 'soykırım inkarını' suç sayan yasayı onayladı. Fransızların bu 'hafıza çabası' manidar. Ancak iÅŸ kendi tarihlerine gelince, hafıza iÅŸlemiyor. Türkiye'nin geçmiÅŸiyle hesaplaÃ…Ãâ€
Fransız Ulusal Meclisi, 1915 olaylarının ‘soykırım’ olduÄŸunu inkar etmeyi suç sayan yasayı onayladı. ‘Soykırım’ iddiası, 2001’de çıkarılan yasayla zaten tanınmıştı. Åžimdi de içinde ‘Ermeni’ lafı geçmeksiniz ‘bütün soykırımları’ içerecek ÅŸekilde, aksi görüÅŸler taşımayı 45 bin avro para cezası ve 1 yıl hapisle cezalandırmanın yolu açıldı. GörünüÅŸte masumane olan bu yasanın hedefi ona buna küfreden bir takım ÅŸuursuzlar olmasa gerek. O vakit yasanın doÄŸrudan sonucu, tarihsel olarak tartışmalı vakalarda tarihçilerin, bilim adamlarının, siyasetçilerin aksi görüÅŸ beyan etmeleri, nihayetinde düÅŸünce özgürlüÄŸünün hak getirmesi olacak.

FRANSA'NIN 'HAFIZA ÇALIÅžMASI'
Ama biz daha iyi niyetli bir okuma yapalım. 2. Dünya Savaşı sırasında Alman kuklası Vichy hükümeti geçmiÅŸiyle aslında çok geç hesaplaÅŸmış Fransa, ‘hafıza yasaları’ diye anılan bir süreçten geçiyor. Ancak 1990’da kabul edilen Gayssot Yasası ile Yahudi soykırımını inkar, ‘ırkçılık’ ve ‘nefret duygusu’ yaratma çerçevesinde suç sayılabilmiÅŸti. Yine köleliÄŸin suç görülmesini içeren yasa bir baÅŸka örneÄŸi teÅŸkil ediyor. Gel gör ki, görünüÅŸte ‘insanlık namına’ olan bu yasalar, Fransa’nın 2005 Åžubat’ında sömürgeci geçmiÅŸin olumlu deÄŸerlerinin okullarda öÄŸretilmesini içeren yasayı çıkartmasına engel teÅŸkil etmedi. Medeni Fransa’nın misal Afrika’daki, Asya’daki ‘ilkel’ eski sömürgelerine ‘medeniyet taşıyıcısı’ olduÄŸunun belletilmesinin önünü açıyordu. Fransa’da büyük gürültü kopartan bu yasa, neyse ki dönemin CumhurbaÅŸkanı Jaques Chirac’ın 2006 başındaki engeli sayesinde geçersiz kılınabildi. Dolayısıyla Fransız siyasilerin ‘hafıza’ çabaları insanın damağında ancak buruk bir tad bırakabiliyor. Aynı ÅŸey, iÅŸ Fransız sömürgeciliÄŸinin sembolü Cezayir’e geldiÄŸinde de geçerli.  

'BABALARININ YANLIÅžI Ä°ÇÄ°N OÄžULLARININ ÖZRÜ BEKLENEMEZ' 
Bu ‘hafıza’ çabasını baÅŸka saiklerle baÅŸlatmış olan Sosyalistleri anlamak mümkün de; 4 milyon Cezayirli’den, kimilerine göre 1.5 milyonunun canını almış, dilleri, kültürleri ve yaÅŸam biçimlerinde derin yaralar açmış sömürge döneminin hesabı sorulunca, “Babalarının yanlışları için oÄŸullarının özür dilemesi beklenemez” demiÅŸ olan ÅŸimdinin CumhurbaÅŸkanı Nicola Sarkozy’ye mana vermek doÄŸrusu zor. Türkiye ile krize sebebiyet veren yasayı Fransa’da seçimler yaklaşırken, topu topu 180 bin kiÅŸilik Ermeni kökenlinin yüzü suyu hürmetine çıkardığını düÅŸünmek saflık olur. Sarkozy’nin bu yıl Erivan ziyaretinde beyan ettiÄŸi üzere Türkiye’yle bir derdi var. Meseleyi temsil ettiÄŸi siyasi hareketi peÅŸi sıra sürükleyecek ÅŸekilde Türkiye’ye karşı ‘siyasi/kültürel haçlı seferine’ çevirmekten gayrı izahı da kolay deÄŸil. Türkiye’nin kanımca belki de biraz fazla ‘üstüne alınması’ bu sebepten.

AKDENÄ°Z HAVZASINDA REKABET
Elbette Sarkozy siyasetinin manevralarının faturasını Türkiye-Fransa iliÅŸkileri ödeyecek. Bu kaçınılmaz. BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan’ın dün açıkladığı ‘yaptırımlarla’ siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel alanlarda Fransa ile resmen küstük. Fransa ile her türlü siyasi danışma mekanizması durduruluyor. Ä°kili askeri faaliyetler ve ortak tatbikatlar da öyle. Askeri uçuÅŸlar için yıllık izin iptal edildi, askeri gemilerin liman ziyaretleri reddedilecek. Ocak 2012’deki ekonomik ve ticari ortaklık komitesi toplanmayacak. BaÅŸbakan’ın ifadesiyle “Bu ilk aÅŸama.” Gerisi yasanın Fransız Senatosu’ndaki serüvenine göre belirlenecek. Fransa yeni oluÅŸan konjonktürde Türkiye’nin en önemli rakiplerinden bir tanesi. Akdeniz Havzası ve OrtadoÄŸu’da hesaplaÅŸmanın zor olacağı, girift iliÅŸkilerle birbirine baÄŸlı iki rakip ülke Türkiye ile Fransa. Libya bunun en bariz örneÄŸi oldu. Tunus’un, Suriye’nin olacağı aÅŸikar...

Fransa ile ‘inkar yasası’ üzerinden yaÅŸanan bu gerilimde Türkiye açısından iki mühim mesele var. Adeta turnusol kağıdı. Fransız siyaseti ‘inkar yasasını’ ilerletmeye karar verir de kriz daha da derinleÅŸirse Türkiye nereden nereye geldiÄŸini görecek. Kendimizi ‘bölgesel güç’ olarak gördüÄŸümüz bir dönemde, dünyanın yerleÅŸik güçleri karşısında gücünün boyutu ortaya serilecek.

'AVRUPA HASTA ADAM, ARTIK BÄ°ZE MUHTAÇ' RÜZGARI
Özellikle Avrupa’daki son mali krize bakıp bazen ‘Avrupa hasta adam, artık bize muhtaç’ rüzgarı estiriyoruz. Bu kriz hali vesilesiyle bir açıdan ihracatımızın yüzde 45’ini yaptığımız Avrupa karşısında ekonomik gücümüzü test etmiÅŸ olacağız. Zira unutmamak lazım ki, Türkiye’ye yatırımlar açısından Fransa, Almanya’dan sonra ikinci sırada. Özellikle üretime yönelik yatırımda önemli bir konumda. Ä°ÅŸin aslına bakılırsa Türkiye’nin Fransa’yı hedef alacak ekonomik boykotu çok mantıklı görünmüyor. Karşıdakine zarar vereyim derken, bu iÅŸten zararlı çıkmak da var. Üstelik Türkiye’nin geldiÄŸi ÅŸu konumda ekonomik boykot uygulaması siyasi gücünün azlığına iÅŸaret olabilir. Bu krizde Avrupa ve ABD’nin nasıl tavır alacağına da bakmak lazım. Fransa’ya destek mi olacakları, yoksa daha ‘tarafsız’ bir pozisyon mu alacakları önemli.

SARKOZY'NÄ°N KAYBEDECEK NEYÄ° KALDI KÄ°!
‘Ä°nkar yasası’ krizinin görünen iki aktörü BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan ile Fransa CumhurbaÅŸkanı Nicola Sarkozy. Sarkozy, ilkbahardaki seçimler yüzünden gergin, popülaritesi yüzde 34’lerde. Sadece ülkesinde deÄŸil, Avrupa çapında pek sevilen bir figür olduÄŸu söylenemez. Gel gör ki kriz baÄŸlamında ErdoÄŸan’ın kaybedecek çok daha fazla ÅŸeyi var. Sarkozy’nin yok. ErdoÄŸan’ın bölgesinde yönetmesi gereken daÄŸ gibi krizler, bölgesel ve küresel oyuncularla tutturması icab eden dengeler varken; Sarkozy, ikinci dönem cumhurbaÅŸkanlığı için ‘son kozlarını’ oynuyor. DiÄŸer yandan Avrupa’daki ekonomik krizde Angela Merkel ile kurduÄŸu ‘Merkozy’ ortaklığında, Sarkozy’nin Fransası ‘elini cebine atmadan’ borusunu öttüren taraf.  AB’nin Almanya ile birlikte motor gücü olan bir ülke. Fransa küçümsenecek bir rakip deÄŸil. Dolayısıyla Türkiye, Fransa ile krizin daha da vahim boyutlara ulaÅŸması ihtimalini elden bırakmayıp akıllı tespitler yapan, ‘soÄŸukkanlı’ davranan güç olmalı.

TÜRKÄ°YE'NÄ°N GÜCÜ 'HESAPLAÅžMA POTANSÄ°YELÄ°NDE' AMA...
Türkiye’nin asıl siyasi gücü, kendi geçmiÅŸiyle hesaplaÅŸma potansiyelinde. Ä°nsanı yılgınlığa düÅŸürecek çok ÅŸey var. Eli kalem tutanların, haber yaptıkları için gazetecilerin hapse atıldığı; lise öÄŸrencilerinin tam demokratik ülkelerde üç beÅŸ ay kamu hizmetiyle cezalandırılacakken, iki yıl tutuklu yargılanabildiÄŸi bir ülke aynı zamanda Türkiye. Tablo tozpembe deÄŸil. Lakin diÄŸer yandan Türk kamuoyu ne kadar dağınık bir görünüm arz ederse etsin, düne kadar hiç zikredemediÄŸimiz ÅŸeyleri konuÅŸuyoruz, tartışıyoruz. Sivil toplumun mütemadiyen eski tabuları zorladığı, zemin kazandığı bir süreçten geçiyoruz. Farklı görüÅŸlere tahammül, hoÅŸgörü içinde bir arada yaÅŸama ve hafıza siyasi gücün de kilidi.

ONLARA BÄ°R 'ÖZÜR' BORCUMUZ VAR 
BeÄŸenelim yahut beÄŸenmeyelim Türkiye’nin bir ‘Ermeni meselesi’ var. 2015 yaklaşıyor. Uluslar arası planda zorlu bir sınavdan geçilecek. Lakin son tahlilde elalemin ne dediÄŸi mühim deÄŸil. Osmanlı Ä°mparatorluÄŸu coÄŸrafyasında kurulu olan, onun mirasını ÅŸu veya bu biçimde taşıyan bir ülkede yaşıyoruz. Ortak hafızaya sahip olduÄŸumuz Anadolu halkı Ermenileri vakti zamanında ‘koruyamadık’, onları ‘yitirdik’. Onlara bir ‘özür’ borcumuz var. 
 
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler