Ceyda Karan
Asya / Pasifik
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Asya'da toplanan firtina bulutlari
Friday, January 13, 2012
Amerikan yönetimi 21. yüzyilda stratejik çikarlari, savunma önceliklerini yeniden degerlendiriyor ve Asya'yi odaga oturtuyor. Çin liderligi ise ideolojik ve kültürel saldiri altinda oldugunu düsünüyor. Yeni mücadelenin sahasi Güney Çin Denizi
Bütün dünyanin gözü fonuna Hürmüz Bogazi’nin konuldugu Amerika-Iran bilek güresine çevrilmis olabilir. Ancak Asya’da baska firtinalarin bulutlari toplanmakta… Amerika Birlesik Devletleri’nin, ‘Küresel Liderligini sürdürmek: 21. Yüzyil Savunmasi Için Öncelikler’ baslikli yeni askeri stratejisi, Washington’in önümüzdeki dönemdeki stratejik çikarlari, savunma öncelikleri ve askeri harcamalarinda bir kisim kesintileri içerse de, en dikkat çekici yani, yeni odak noktasi olarak Asya-Pasifik’i oturtmasi. Yani Washington, dünyanin belirleyici ekonomik gücü olma yolunda ilerleyen Çin’in ‘arka bahçesine’ iyiden iyiye yerlesmeyi gözüne kestirmis görünüyor. Son 10 yilda Afrika ve Latin Amerika ile kurdugu derin baglantilardan anlasilacagi üzere, dis politika çizgisini öyle bölgesi ötesinde ‘kimsenin islerine karismamak’ ve ‘ticari temelde’ sekillendirmis olan Çinliler bir hayli gergin. Geçen hafta Amerikan Baskani Barack Obama’nin yeni askeri stratejisini açiklamasinin hemen ardindan Çin’den dikkat çekici açiklamalar gelmesi bundan. Önce Çin Disisleri Bakanligi, hemen arkasindan Çin Savunma Bakanligi, Amerikalilara sert bir üslupla çikisti. Zira yeni stratejide Çin, ‘askeri emelleri seffaf olmayan’ bir nevi tehditkar güç olarak ifade ediliyor. 

AMERIKA’DA ‘SISIRILEN BALON’…
2012, Amerika’da da, Çin’de de seçim senesi. Liderlikler degisecek. Amerika’da Çin iyi bir ‘iç siyaset malzemesi’. Demokratlar için de, Cumhuriyetçiler için de… Özellikle Amerika’nin ‘küresel güç olarak düsüste oldugu’ elestirisini bayrak edinmis Cumhuriyetçilerin ‘sisirip sisirip patlatadurdugu en büyük balon’ Çin. Pekin’in korumaci politikasi yerden yere vuruluyor, yuan’in degerini düsük tutmasina fena içerleniyor ama is bununla kalsa iyi. Çin’in yeraltinda bilinmeyen nükleer füze mühimmatlari bulundugu iddiasi da, Amerika ile savasa hazirlandigi iddiasi da eksik tutulmuyor. Elbette yönetime Çin’le iliskileri dengelemesini salik verenler de eksik degil. En son Yeni Amerikan Güvenligi için Merkez’in (CNAS) raporunda oldugu gibi. Yine de Pekin’le çatismadan kaçinilarak ‘isbirligi öncelikli’ politikalar tavsiye eden bu raporda bile, bölgedeki küçük uluslarin bagimsizliginin garanti edilmesi, bunun için de askeri varligin ‘diri tutulmasi’ gerekliligi ifade ediliyor. 

VIETNAM SAVASI’NDAN BU YANA BIR ILK
Obama’nin kasimda Asya-Pasifik turu sirasinda Avustralya ile birlikte Güney Çin Denizi’ne yakin Kuzey Topraklari’nda üs kurma kararini duyurmasi, yeni Amerikan askeri stratejisinin ilk net isaretiydi. Yeni strateji, bölgedeki Amerikan askeri varliginin Vietnam Savasi’ndan bu yana ilk kez bu kadar genislemesi anlamina geliyor. Yani yillardir Tayvan ile Kuzey Kore üzerinden verilen bilek güresiyle oynanan oyun daha da ‘derinlesecek’ demektir. Zira ekonomik kalkinma ve büyümesini sürdürmek için enerjiye ihtiyaç duyan; kolunu Orta Asya üzerinden Ortadogu’ya kadar uzatirken, Rusya ile temkinli bir ittifak iliskisine giren; Avrupa’nin euro krizine bile merhem olmaya çalisan Çin, Amerika’yi daha bir cepheden karsilamak durumunda kalacak. Bu noktada en öne çikan elbette Güney Çin Denizi bölgesi. 

ODAK NOKTASI GÜNEY ÇIN DENIZI
Güney Çin Denizi, tipki Körfez bölgesinin çikis kapisi olan Hürmüz Bogazi gibi çok mühim bir diyar. Hint Okyanusu’nu Malukka Bogazi’ndan Bati Pasifik’e bagliyor. Dünyada deniz tasimaciliginin üçte biri bu bölgeden geçiyor, Ortadogu kaynakli petrol ve dogalgazin yaklasik yüzde 25’i… Denizyataginda 7 milyar varil ispatlanmis petrol rezervleri ve zengin dogalgaz yataklari bulunuyor. Çinliler 130 milyar varil olarak hesaplamis. Bölge balikçilik açisindan da mühim. Tayvan, Vietnam, Malezya, Singapur, Endonezya, Brunei, Filipinler bölgede hak iddia etseler de Çin’in ‘gölgesi altinda’ olduklarindan Amerikan yönetiminin daha bir askeri ilgisine mazharlar. Yine de nihayetinde Çin’le dipdibe yasayacak olmalarindan ötürü iliskileri dengeliyorlar. Amerika açisindan bölgedeki askeri ve ticari stratejik önceliklere elbette malum ‘degerler tasiyiciligi’ eslik ediyor. Iste Çin’i, arka bahçesinde takviye edilmis bir Amerikan askeri varligi görmek kadar rahatsiz eden diger mefhum da bu. 

HU’NUN IKAZI: ‘DÜSMAN GÜÇLERIN IDEOLOJIK SIZMASI’
Basta söyledik ya, Çin’de de bu yil sonunda iktidar devri var. Hu Jintao 2002’den bu yana yürüttügü Çin Komünist Partisi Genel Sekreterligi ve Devlet Baskanligi görevini yardimcisi Xi Jinping’e devredecek. Jintao’nun Çin Komünist Partisi’nin parti okulunun dergisi ‘Hakikati Aramak’ta son senesi için yayinlanan makalesi bu açidan bir hayli ilginç. Özellikle de halefine yaptigi ‘düsman güçlerin ideolojik ve kültürel sizmalarina karsi etkili önlemler alinmasi’ çagrisi… Söyle demis: “Uluslararasi düsman güçlerin ülkemizi Batililastirmak ve bölmek için stratejik girisimlerini hizlandirdigini açikça görmeliyiz. Uzun vadeli sizmalarinin odagi ideolojik ve kültürel alanlara karsi teyakkuzda olmali ve etkili önlemler almaliyiz…” 

 ‘KÜLTÜREL HEGEMONYA’NIN GÜCÜ
Çinlilerin öteden beri en büyük alerjisi, Amerika’da eski Disisleri Bakani John Foster Dulles’in 1950’li yillarda formüle ettigi ‘barisçi açilim’ kavrami. Amerikalilar ‘otokrasi ve diktatörlüklerin komünist bir ülkede demokrasiye evrilmesini’ ifade etmek için kullaniyor. Elbette geçen yilki Arap isyanlarinin kisa vadede Asya’ya erisecegi, Çin kültürünü filan etkileyecegini söylemek zor olsa da Hu’nun sözleri Pekin’in kaygilarinin ifadesi. Akillara en fazla da 1989’daki Tiananmen katliami geliyor olsa gerek. Lakin son 30 yilda kapitalist reformlarla çok daha ‘açik bir toplum’ haline gelen Çin’in ikilemi de ticari genislemesine eslik edecek ‘degerlerin’ ve kültürel anlamda ‘yumusak gücün’ yoklugu olsa gerek… Çin’in kendini savunma refleksi anlasilir. Ancak dünya genelinde degisim ve entegrasyonun trend oldugu bir iklimde dogrusu Çinlilerin isleri zor. Zira en büyük güç, askeri olmaktan ziyade ‘kültürel hegemonya’ ile geliyor. 
 
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler