Ceyda Karan
Ortadogu
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Libya agizlarda buruk bir tad birakiyor
Friday, January 27, 2012
Libya’nin kabile ittifaklarina dayali toplumunu dengede tutan ne acidir ki, kabileler üstü bir despottu. Libya’yi yöneten bir ‘altin tabancaydi’. O silahi elinden alip onu vurdular. ‘Altin tabanca’ yerli yerine.
Genis halk yiginlarinin toplumsal taleplerini bir agizdan haykirisini yerinden izlemek hakikaten heyecan verici. Lakin insana büyük toplumsal dönüsümlere taniklik etmenin tuhaf hazzini yasatirken, romantizmden siyrilmasina da yol açiyor. Geçen yil bu vakitler Arap cografyasindaki isyan dalgasi sürecinde hissiyatim tam da böyle sekillendi. Ilk baslardaki cosku, zamanla yerini gerçekçilige birakti.

BURGIBA’NIN ENERJISI
2011’de Tunus’tan Misir ve Libya’ya uzanan genis cografyada, bu ülkeleri onyillarca yönetmis diktatörlerin devrilislerine ya birkaç gün yahut birkaç on gün arayla taniklik etme sansina nail oldum. Tunus’a Zeynel Abidin Bin Ali’nin ülkeden kaçisindan üç-dört gün sonra ayak bastigimda, Burgiba Caddesi boyunca bir o yana bir bu yana yürüyen kalabaligin yaydigi enerjiyle cosmamak mümkün degildi. Subat sonunda tekrar ayak bastigim Tunus’ta gördüklerim ise coskunun yerini almis olan belirsizlik ve tedirginlikti. Ama herseye ragmen Burgiba’ya, Kas’bah’a akan Tunuslular yeni bir baslangicin esiginde olduklarinin bilincindeydi.

TAHRIR UMUDUNUN COSKUSU
Tahrir Devrimi birinci ayini bulmadan mart basinda gittigim Kahire’de, ‘kaos içindeki tuhaf düzenle’ saskina dönmüstüm. Askeri Konsey ipleri ele almis, Tahrir’de birkaç yüz çadir kalivermisti. Bir kösede Kiptiler, yakilmis kiliseleri için haykirmaktaydi. Lakin sokaklardaki insanlarin yüzünde herseye ragmen umut vardi, gözlerden gülücükler saçilmaktaydi. Birseyleri kendi baslarina basarmis olmanin sevinci bir baska oluyordu… Zaten Tahrir, ben Misir’dan uçup memlekete döndükten sonra da defalarca ‘costu’, hala da ‘cosmaya devam ediyor’.

Bu iki ülkede de büyük ölçüde iç dinamiklerin sekillendirdigi devrimci dönüsüm süreçleri yasandi. Farkli kaygilari, çikarlari hatta potansiyel iktidar çatismalari bulunmasina ragmen halkin genis kesimlerinin pek çok kentte ve kasabada hep bir agizdan haykirabildigi bir süreci birlikte yasadilar. Geride biraktigimiz yil içinde siyaset ve kurumsal hayat yeniden sekillendi, seçim süreçleriyle bir dönüsüm basladi. Hala da devam ediyor.

LIBYA’NIN ‘EKSI TADI’
Benim dolastigim cografyalardan bir tek Libya agizlarda ‘eksi bir tad’ birakiyor. En basindan itibaren ‘romantizme’ hiç kapilmadigim diyar... Bingazi’ye ayak bastigim andan itibaren Libya’da ‘devrim’ olacagina hiç inanmadim. Terk ederken, Kaddafi güçleri Bingazi’ye dayanmis, saf degistirmis bes-on askere eslik eden maceraci gençler Kirenayka’dan baslattiklari isyanda yine Kirenayka’ya sikisip kalmisti. Isyan bölgeseldi, Libya siyasetini yüzyillardir belirleyen asiret dengeleri bir türlü degistirilemiyordu. NATO müdahalesi olmasa Bingazi isyani yenilmeye mahkumdu. Nitekim Bingazili ‘isyancilar’, biz çikip gittikten hemen sonra BM Güvenlik Konseyi’nden ‘sivilleri koruma’ bahanesiyle çikarilan karar sonrasi NATO müdahalesiyle, o da aylar sonra galip gelebildi. Onlar artik ‘NATO’nun isyancilariydi’. Kaddafi’yi de ancak hava bombardimani yalani altinda sahaya inen NATO ve Körfez Araplarinin askerleri sayesinde alt edebildiler.

DIS DINAMIGIN IÇ DINAMIGI GEÇMESININ MALIYETI
Her ülkede ‘devrimci dönüsüm’ süreçlerinde iç ve dis dinamikler vardir. Lakin hayirli olani dis dinamigin iç dinamigin önüne geçmemesidir. Libya’da tersi oldu ve bunun maliyeti büyük. Zaten ulus bilinci olusturamamis, herkesin silahlar kusandigi bu asiretlere dayali ülkede, Ulusal Geçis Konseyi ne insanlarin derdine derman olabiliyor, ne de eli silahli linç çetelerine dönüsen milisleri zaptedip istikrari saglayabiliyor. Daha geçen hafta Konsey’in atadigi milis güçlerinin katliamlarina tahammül edemeyen Beni Velidliler isyan bayragi açip kendi yerel konseylerini kurdu. Komik tabi, dünyaya ‘Kaddaficiler Beni Velid’i ele geçirdi’ diye sunuluverdi önce. Bir takim ‘taniklar’ yesil bayragin yeniden dalgalandigini iddia ediverdi. Neyse ki kokusu çabuk çikti. Ulusal Geçis Konseyi’nin savunma bakani Usame el Cuvali, otoriteyi saglamak maksadiyla gittigi Beni Velid’den Warfalla asiretinin kendi olusturdugu yerel konseyi tanimak zorunda kalarak ayrilabildi.

LIBYA’DAN GERIYE KALANLAR?
Dis/iç dinamik dengesinin alt üst edildigi Libya’da, 20 Ekim’de Kaddafi’nin linç edilisinden bu yana ne kaldi?
Kaddafi’nin eski yöneticilerinin demokrasi vaadleriyle karni doymayan, alistiklari bedava hizmetlerden mahrum kalan Bingazililer, üç bes gün öncesine kadar lider belledikleri Mustafa Abdülcelil’in ofisini basip arabasini yagmalar oldu. Abdülcelil’in suikasta ugrayabilecegi konusuluyor. Pek afili yardimcisi Abdül Hafiz Goga istifa etmek zorunda kaldi. Yeni yöneticiler simdiden yolsuzluk ve nepotizmle suçlaniyor. Birileri seriat için yürürken, pek azi demokrasi, insan ve kadin haklarindan söz ediyor. Birkaç gün içinde açiklanacak olan seçim yasasi simdiden tanidigi ayricaliklarla tartisma yaratiyor. Ülkenin milyarlarca dolarlik petrol geliri ve yabancilarin artik neler karsiligi oldugunu bilemedigimiz dondurulmus servetini kimin nasil kontrol edecegi meçhul. Adaleti kendi baslarina saglamaya soyunan asiretlerin nasil olup da bir arada tutulabilecegi de öyle…

ISKENCELER, KATLIAMLAR…
Birlesmis Milletler, Libyali milislerin Kaddafi yanlisi addettikleri kisilere sistematik iskencelerini raporlastirmak zorunda kaliyor. Sinir Tanimayan Doktorlar Örgütü, Misrata’da insanlara daha fazla iskence yapabilmek için onlari bir nebze iyilestirmelerini talep edenler karsisinda sasakalip faaliyetlerine son veriyor. Bagimsiz insan haklari örgütleri NATO bombardimaninda 50 bin kisinin öldürüldügünü, 50 bin de yarali bulundugunu söylüyor. Mübalaga mi bilmem, zaten artik petrolünün sag salim Bati pazarlarina ulasmasi haricinde Libya’yi kafaya takan da yok. Bir süre önce de Kaddafi’nin kizinin, babasinin linç edilerek öldürülmesinin UCM tarafindan sorusturulmasi talebi reddedildi. NATO uçaklari daha çok uzun süre Libya semalarinda gezecek, egitimciler Libya silahli güçlerini egitecek, silah satin alacaklar.

Ne demisti Batililar Kaddafi öldürülmesinden duyduklari memnuniyeti aktarirken? AB: “Libya’da despotizmin sonu”, ABD Baskan Yardimcisi Joe Biden: “2 milyar dolar harcadik, tek hayat kaybetmedik. Iste bu dünyayla nasil istigal edecegimizin prospektüsü.”

‘ALTIN TABANCA’ YERLI YERINDE
Özgürlük talebiyle isyan etmek için önce bir ulus hissiyati gerekiyor. Libya’nin kabile ittifaklarina dayali toplumunu dengede tutan ne acidir ki, kabileler üstü bir despottu. Libya’yi yöneten bir ‘altin tabancaydi’. O silahi elinden alip onu vurdular. ‘Altin tabanca’ yerli yerine.

Libya ile içinizi daralttim. Önümüzdeki hafta yeniden ayak basma firsati bulacagim Kahire’den ‘hayirli haberler’ tasimak umuduyla..
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler