Ceyda Karan
Ortadoğu
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Nil yine buram buran devrim kokuyor
Thursday, February 2, 2012
Mübarek'in devrilmesinden bir yıl sonra yine Kahire'deyim. Nil yine buram buram devrim kokuyor. Hiç bitmeyecekmiş gibi...
25 Ocak’ta başlayan ve sadece 18 gün sonra 11 Şubat’ta Hüsnü Mübarek’i tarihe gömerek ilk aşaması tamamlanan Tahrir Devrimi’nin üzerinden bir ay sonra adım atmıştım Kahire’ye. Tahrir’i hıncahınç dolduran kalabalıklardan eser yoktu koskoca meydanda. Bunun yerine devrim sırasında yitirilen gencecik canların posterleriyle süslü kırık üç beş çadır kalmıştı geriye. Mübarek’i ıskartaya çıkartan Mısır ordusu, Yüksek Askeri Konsey’le ipleri eline almıştı. Yine de Kahire sokağa çıkma yasağının başladığı gece saat 12.00’ye kadar vızır vızır insan kaynıyor, ortalık insanı sersemleten bir araç trafiğiyle adeta dans eden insanlar ve sağda solda Mısır bayrağı ve siyah beyaz kırmızı renklere bürünmüş gençlerden geçilmiyordu. Nil kıyısı buram buram devrim kokuyordu…

Çalkantılı bir yılın ardından yine Kahire’deyim. Yaz boyu ve geçen kasımdaki olaylarla hep canlı tutulan, 25 Ocak’ın yıldönümünde yeniden coşan devrimci dinamik hakim yine Mısır’ın başkentine. Bu kez başka ‘kazanımlarla’ yüklü. Aniden bastıran yağmur kısa sürede kah güneşe bırakıyor yerini, kah ağır bir sis çöküyor Nil kıyısına... Fakat Nil yine buram buram devrim kokuyor. 

TAHRİR YERİNE MASPERO
Tıpkı geçen yılki gibi yine 25 Ocak’ı bir parça ‘ıskaladık’. Tahrir’de hıncahınç kalabalıklardan eser yok, bu kez Mübarek sonrası protestolarda öldürülen gençlerin posterlerinin asılı olduğu üç beş kırık çadır var. Fakat herkes adeta her an sokağa akmaya hazır bekliyor. Tahrir, Devlet Radyo Televizyonu’nun bulunduğu Maspero’ya taşınmış vaziyette. Maspero önünde askerler, dikenli teller ve 20’li yaşlardaki gençlerin kurdukları çadırlar var. Hallerinden en memnun olanlar çekirdek ve çay satan seyyar satıcılar. Bir de 5 Mısır lirasına gelen geçenin –bu arada nasıl olduğunu fark etmeden benim de- elimi Mısır bayrağı renklerine boyayanlar… Maspero gençleri arada sırada ordunun nazarları altında ‘kimlikleri belirsiz’ baltacıların hedefi olsalar da mevzilerini bırakmıyorlar. Gençlerden bezdikleri için onları kovmaya geldikleri öne sürülen yakındaki işçi mahallesi Boulaq Ebu el Ela’nın sakinleri, iddiacıları yalanlarcasına gelip katılıyor oturma eylemlerine… Hedefleri sürekli kendilerini ‘eşkıyalar’ diye sunan devlet televizyonuna haddini bildirmek, orduya sivil yönetime geçmeden sokakları bırakmayacakları mesajı vermek. Bu yolda sağlam bir ‘eziyet’ yolu da bulmuşlar. Kazeboon, ‘Yalancılar’ eylemleriyle televizyonun yüksek binasına yansıtılan asker ve polisin halka taciz görüntüleri dört bir yandan izleniyor. Askerler başlarını çevirip komutanlarının emriyle yapıp ettiklerine bakamaz hale getiriliyor. 

DEVRİMCİ GENÇLİĞİN İNADI
İhvan sokaklarda yok, Yüksek Askeri Konsey’le süreci sekteye uğratacak fazladan gerginlik çıkarmak niyetinde görünmüyorlar. Zira bu durum Mübarek’in devrilmesi sonrası altı ay içinde yetkilerini seçilmiş bir hükümete devretmeyi ve 2011 sonunda devlet başkanının seçilmesini vaad etmişken, süreci ötelemeye çalışan ordunun eline yeni kozlar verebilir. Yine de devrimci gençler, İhvan gençliğinin de arada gelip gittiklerini söylüyor. İhvan, Müslüman Kardeşler artık meşruiyetin Tahrir’den Meclis’e geçtiğini savunuyor. Ancak sokakların dinamizmine genel seçimlerde ezici bir zafer kazanan İhvan’ın kurduğu Hürriyet ve Adalet Partisi’nin de ihtiyacı var. Nitekim bugün de sivil yönetime geçiş sürecine hız kazandırmak amacıyla Yüksek Askeri Konsey’e baskı oluşturmak üzere birkaç koldan meclise büyük bir yürüyüş düzenlenmesi bekleniyor. Hedef şimdilik haziran ayına kesilen başkanlık seçimlerinin nisan sonuna çekilmesi. Devrimin ilk aşaması Mübarek’i devirmekse, ikinci aşaması genel seçimler oldu, daha çok katedilecek yol var. Bakmayın Batı basınında körüklenen ‘İhvan yahut Selefi tedirginliğine’. Devrimci gençlik ‘Eyvah İhvan geliyor’ yahut ‘Eyvah Selefiler geliyor’ diye orduya sivil yönetime geçişte prim vereceğe benzemiyor. 

EL NUR LİDERİYLE BİRKAÇ KELAM
İhvan demek, Mısır’ın yarısı demek. Elbette artık bir de Selefiler var. Dün akşam Türkiye Büyükelçiliği’nde verilen davette Selefilerin lideri İmadettin Abdül Gaffur ile tanışma fırsatı bulduk. Seçimlerde yüzde 24’lük başarı elde etmenin mutluluğu doğrusu yüzünden akıyordu. Seçim kampanyasında kadınlar için ‘Değil aday olmaları, oy kullanmaları bile caiz değil’ teması işlediklerinin söylendiğini anımsatınca gülümseyerek, “Kadınlarımıza karşı kullanmak üzere elektrikli sopalar bile sipariş ettiğimiz söylendi” yanıtını verdi. Benden “Anlaşılan sopaları kadınlarınız kapmış” sözünü işitince de kahkahayı yapıştırdı. Yanımızda bulunan İhvan’dan etkili bir şahsiyet cevabımdan memnun kalarak, “Görüyorsunuz, biz artık Mısır’da hep böyle diyalog içindeyiz” dedi. Anladığım o ki daha şimdiden İhvan ile Selefiler arasında ‘tatlı’ bir rekabet başlamış. İhvan’dakiler, El Nur’un oy oranına biraz da içerliyor, 1980’lerde İskenderiye’de İhvan’a katılmayı reddeden gençlerin kurduğu El Nur’un henüz 2011 yazında partileşmesine rağmen bu kadar patlama yapmasından şaşkın. Bunun sebebinin ise Mübarek’in İhvan’ı sindirirken, El Nur’un camilerde özellikle yoksul kesim arasında örgütlenmesine geçit vermesinin yattığını söylüyor herkes. El Nur ile ittifakı dışlıyor İhvan. Ancak önümüzdeki süreçte bu rekabette işi kolay olmayacak. Zira Mısır ekonomisi feci durumda ve böylesi bir dönemde hükümeti sırtlayacak olmanın bedeli kendilerine patlarken, süreçten El Nur’un kazançlı çıkması olasılığı da yok değil.

Tahrir, Maspero, Ulusal Meclis binası derken, devrimci dinamizm evrime dönüştürülmeye çalışılıyor. Koalisyon hükümeti kurulması, Yüksek Askeri Konsey’le girişilecek yeni bilek güreşleri, anayasa yapım süreci, yargının şekillenmesi ve ekonomik darboğazın aşılması derken, Mısırlıları demokrasiye geçişte zorlu bir süreç bekliyor. Şurası aşikar ki, Mısır siyaseti sokaklarda da siyasetin konuşulduğu toplantı salonlarında da kendi ‘yatağında akıyor’. 

‘AKDENİZ GÜNEŞİ’ DOLU MESAJ
Hal böyleyken, Türkiye de her düzeyde etkinliğini artırmaya çalışıyor. Büyükelçimiz Hüseyin Avni Botsalı ve ekibi arı gibi çalışıyor. “Amacımız size nutuk atmadan destek olmak” vurgusunu eksik etmeyen Botsalı, Mısırlılara, “Türklerle Mısırlılar birlik olursa Akdeniz’de güneş çok daha güzel doğar” diyor. Türkiye’den sivil toplum kuruluşları da yeni yeni kanallar açma çabasında. SETA Vakfı’nın geçen yıl ilkini Amerikan başkenti Washington DC’de düzenlediği Insight Turkey dergisinin 2. Yıllık toplantısı bu kez Kahire’de yapıldı, derginin Arapça’da yayımına başlanan ilk sayısı tanıtıldı. ‘Arap ve Türk Perspektifinden Devrim Sonrası Ortadoğu’ başlıklı konferans vesilesiyle Mısırlı akademisyenler ve siyasilerle buluşmak fırsatı yakaladık. Oturumların özeti ve analizini cuma gününe aktarmaya çalışacağım. 
 
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler