Ceyda Karan
Ortadogu
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Kasyun'dan görünen manzara...
Wednesday, February 29, 2012
Isyanin neredeyse birinci yilinda Suriye baskentindeki durum karmasik. Hiçbir sey göründügü gibi degil. Birinin 'özgürlük savasçisi', digerinin 'katili'... Herkes dönüsüm istiyor, sorun 'yöntemde' dügümleniyor
Suriye’yle yatip kalkarken, Sari Saud’un öyküsünü nasil olup da isitmedigime hayiflandim… Ancak onca yolu tepip Sam’a geldikten sonra ögrenebildim… Suriyeli bir Hiristiyan aileye mensup olan 9 yasindaki Sari, geçen kasimda Humus’ta hayatini kaybetmis. Ailesi, 9 yasindaki Sari’nin öyküsünü yana yakina anlatmaya çabalamis meger. Isitmemisiz. Ismini duyan olmussa da El Cezire ve El Arabiya’daki hikayeyle yetinmek zorunda kalmistir. Katar ve Suudi monarsilerinin Arap aleminde algilari belirleyen televizyonlari, Suriye ordusunun Humus’un Bayyada mahallesinde açtigi atesle Sari’nin ölümüne yol açtigini iddia etmis. Çocuklarinin ölümünün bizzat görgü taniklari olan ailesinin yaptigi düzeltme yayinlanmaya deger bulunmamis. Daha sonra ocak ortasinda Sam’daki Meydan mahallesindeki intihar saldirisinda ölen 26 kisi ile birlikte Sari anisina kilisede düzenlenen ayin de öyle… Acili annesi Georgina Mtanious el Camal, oglunun bir manavin önünde silahli gruplar tarafindan hedef alinarak öldürüldügünü anlatiyor yana yakila… Ordunun Humus’tan çekilmesinin ardindan yasadiklari mahalleye giren silahli gruplarin insanlari öldürmeye basladigini söylüyor, “Oglumun sehit olmasindan o teröristler mesul. Ordu orada olsaydi, onu öldüremezlerdi” diyor. Oglunun ölümünden ‘teröristler’ kadar El Cezire ve El Arabiya televizyonlarini da sorumlu tutuyor. “Hamad ve Arap Birligi’ne söylüyorum çocugumun kani kiyamete kadar onlarin ve çocuklarinin ellerinde olacak” diyor…

IMZA KARSILIGI NAAS…
Silahli gruplarla alakalari olmayan iki Suriyeli, gecenin bir vakti mazot almaya çikiyor. Malum Suriye’de son dönemde yaptirimlar nedeniyle mazot sikintisi basgöstermis durumda, istasyonlarin önünde aksamlari kuyruklar olusuyor. Mazotlarini alip gecenin zifir karanliginda geriye dönerken, önlerindeki kontrol noktasini görmüyorlar. Askerler ates açiyor, kamyonetteki iki kisi de hayatini yitiriyor. Akrabalari naaslarini almaya gittiginde Suriye ordusu önlerine bir kagit parçasi çikartiyor. Naaslarini alabilmek için onlarin ‘terörist gruplar tarafindan öldürüldügüne’ dair bir belge imzalamalari isteniyor. Aksi halde naaslarin verilmeyecegi resti çekiliyor. Biçare aileler imzayi basiyor.

BIR KENT IKI AYRI HISSIYAT
Suriye’de huzursuzlugun basladigi 18 Mart 2011’den bu yana neredeyse bir yila yakin zaman geçti. Hiçbir sey göründügü gibi degil. Birinin ‘özgürlük savasçisi’ digerinin ‘katili’. Baskent Sam’in merkezinde hayat normal seyrinde akip giderken, 3-5 kilometre ötesindeki Harasta ile, 12-13 kilometre ötedeki Duma isgal halinde bir kent görünümü sergiliyor. 100 bin kisinin yasadigi mahallenin giris çikislari ordu kontrolünde, her sokagin bir kösesinde kum torbalarindan kontrol noktalari kurulmus halde, sokaklarda askerler kol geziyor. Gündüzleri hayat sakin olsa da geceleri sik sik ortalik karisiyor. Koyu muhafazakar Sünni kesimin yasadigi Duma’nin, Harasta’nin zenginleri ‘silahli terör gruplarindan’ sikayet ederken, yoksullari evlerinin her gece askerler tarafindan basildigini, hirsizlik yapildigini, kimlik kartlarinin gasp edilerek anayasa referandumunda oy kullanmaya zorlandiklarini anlatiyor. Suriye ordusunun Humus’a yönelik saldirisini kimisi ‘ordununun kendisini savunmasi’ olarak görürken, kimisi de ‘kanli katliami’ oldugunu düsünüyor. Arada derede kalanlar, konusmaya korkanlar da eksik degil. Onlar bir yandan askerlerin insanlara karsi acimasiz davrandigindan sikayet ediyor, diger yandan da silahli gruplardan yakinip bunlarin isleri daha da karmasiklastigini söylüyor. Harasta’da apartmanlarin üzerine, ‘Aslanlarin gazabindan korkun’ yazilari insani ürkütüyor. Silahli Sünni gruplarin kaçirdiklari bir Hiristiyan doktora reva gördükleri tecavüz de öyle…

YÖNETIMI KÜÇÜMSEMEK…
Suriye’deki toplumsal kutuplasma insanin içini acitiyor. Disarida yansitilan ‘halkin tümü Besar Esad’a karsi’ argümaninin alti da dolu degil. Bu bakis açisi en basta Esad ve Baas yönetiminin gücünü, toplumsal destegini ve bunun sebeplerini küçümsemek olur. Bu tür toplumsal çalkanti hallerinde askeri ve güvenlik uygulamalari çok seyi belirler elbette ama kanimca en mühimi ‘algilar’. Sam’i gördükten sonra El Cezire ve El Arabiya’ya ragmen Sam’daki algilari ‘Esad’a karsi halk’ denkleminin belirledigi kanaatinde degilim dogrusu. Ayrica Uluslararasi yaptirimlar da siradan halki vuruyor. Mazot sikintisinin yani sira günde iki kez bir iki saatligine elektrik kesintileri yasaniyor. Ancak bu durumun simdilik siradan insanlarda yabancilara karsi durusu güçlendirmekten öteye geçtigini söylemek zor.

‘SURIYE USULÜ” OYLAMA
Yeni hazirlanan anayasa için pazar günü seçim düzenlendi. Yeni anayasa Baas Partisi’nin 1960’lardan kalma iktidar tekelini kirmayi, çok partili demokrasiye geçmeyi, üç ay içinde genel seçimlerin düzenlenmesini, devlet baskaninin görevlerini sinirlandirmak gibi ana unsurlar içeriyor. Suriye’de farkli din ve etnik kimlikleri bugüne kadar bir arada tutan laiklik icabi din temelli partileri tümden disliyor, diger yandan da bir kisinin baskanliga aday olabilmesini Müslüman olmasi sartina bagliyor. Elbette referandum demokratik bir seçimin standartlari düsünüldügünde son derece komik kaçiyordu. Sandiklara daha ziyade zaten ‘evet’ diyecek olanlar gitti, oylarini göstere göstere kullandilar, ‘açik oy gizli tasnif’ uygulamasi bir yana bilgisayarli sistem olmadigindan bilenler için biraz da ‘Suriye usulü’ lakaytlikta, insani hayrete düsürecek bir oylama oldugu asikardi. Sonuçta 14.6 milyon kayitli seçmenin yarisindan biraz fazlasina, yüzde 57’ye denk gelen yaklasik 8 milyonu oyunu kullandi. Bunlarin da 7 milyondan fazlasinin ‘evet’ dedigi, yüzde 9’unun ise ‘hayir’ tercihi yaptigi açiklandi. Yönetim memurlari getirtip oy kullandirtiyorlar dedirtmemek içi resmi tatil ilan etmedi. Lakin güvenilirligi son derece tartismali bir sonuç çikti.

ÇIKMAZ SARMALI
Ama rakamlarin, katilimin ötesinde Humus’ta, Idlib’de yasanan siddet altinda böylesi bir referandumun yeni bir süreci baslatmasi zor. Bu durum da ayni çikmaz sarmali devreye giriyor. Siradan insanlarda ‘güvenlik olmadan olmaz’ argümanini güçlendiriyor. Ve Suriye ordusu ‘içeride’ ülke sinirlarini yabanci silahli savasçilara karsi koruyan konumda görünüyor. Kimilerinin iddiasi, isyanin su asamasinda ordunun gücünün adece yüzde 20’sini kullandigi yönünde. Sam’dan görünen manzarada kimsecikler pek ihtimal vermese, öngöremese bile Esad’in devrilmesi senaryosunda dahi ‘güvenlik ve istikrar’ denklemi belirmiyor. Rejime destegin arkasinda yatan en güçlü motif de bu zaten. ‘Esad’dan sonrasi tufan’ algisi…

IÇ MUHALEFET
Su uluslararasi konjonktürde kendi içinde bile zar zor anlasan dis muhalefetin isi dogrusu zor. Anayasanin yeterince katilimci biçimde hazirlanmadigini söyleyen, Esad yönetimine muhalefet bayragi açmaya çabalayan muhalefet çok parçali. Geçen haziran’da Semiramis Otel’inde yapilan toplantida ikiye ayrilan iç muhalefet izleyen aylarda Ulusal Koordinasyon Komiteleri ve Suriye’yi Yapilandirma Hareketi olarak bölünmüs durumda. Irili ufakli pek çok grup, yeni yeni kurulan yahut isim degisikligine giden siyasi partiler de var. Bunlar yabancilarin müdahalesine büyük ölçüde karsi çikan cepheyi olusturuyor. Etkinlikleri tartismali. Üç aya kadar büyük bir degisiklik olmaz da seçimler düzenlenirse, pek çogunun geçmiste Baas semsiyesi altinda kota sistemiyle temsil edildigi parlamentoya girip giremeyecegi meçhul. Sahada sürgündeki Suriye Ulusal Konseyi ile dirsek temasi yapan ancak pek çok noktada ayri hareket eden Yerel Koordinasyon Komiteleri ama onlar da belirli yerlerde güçlü görünüyor.

DÖNÜSÜM AMA NASIL?
Suriyelilerin bir dönüsüm istedikleri, eskisi gibi devam etmek istemedikleri açik. Sorun ‘yöntemde’ dügümleniyor. Suriye’nin sinirlarinda yogunlasan dis destekli silahli kalkismanin, gerek içerideki kosullar, gerekse uluslararasi konjonktür itibariyle kisa vadede hedeflerini basarmasi hiç kolay görünmüyor. Rejim de bu konuda çok net: ‘Suriyelilik’ argümanindan, ‘Arap milliyetçiligi’ vurgusundan hareketle ‘isyan silahliysa biz de silahla bastiririz’. Ve Müslüman Kardesler’in 1980’lerdeki isyanini animsayan hiç de azimsanmayacak bir kesim için bu durum gayet ‘normal’ karsilaniyor.

Devrim ve isyan dediklerimiz kanli is. Toplumlara agir maliyetleri olan büyük ‘kalkismalarin’ basarisi için en mühimi belki de merkezlerdeki toplumsal dinamigi, algilari belirlemek… ‘Silahin gücü bir yere kadar’. Aksi Libya senaryosuna çikiyor lakin Suriye’nin karmasik yapisi, insana Libya senaryosunu aratir hale getirebilir. Sam’in sirtini dayadigi Kasyun Dagi’ndan simdilik görünen ol hikayat böyle…
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler