Ceyda Karan
Ortadogu
diğer yazılar
 
Önerdiklerim

 

 

Suriye'de kas yaparken göz çikartmamak için...
Thursday, March 8, 2012
Amerika Suriye'de tavrini diplomasiden yana koyuyor. Rejimin yani sira Suudi ve Katar destekli Selefilerin acimasizliklari da kafalari karistiriyor. Lübnanlasma tehlikesine karsi uyanik olmak gerekir
Suriye etrafinda gelisen krizde ibreler tersine dönüyor. Bati'nin krize müdahaledeki isteksizligi iyiden iyiye belirginlesiyor. Amerikan Baskani Barack Obama, ülkesinde Senatör John McCain gibi sahinlerin "Suriye'nin bombalanmasi" çagrilarina çok net yanit verdi. Amerika'da mütemadiyen neocon cephenin gündeme tasimaya çalistigi 'Suriye'nin Yugolavyalastigi' söylemlerine, 'Srebrenitsa' benzetmelerine de anlasilan prim vermiyor Obama. Suriye sinirlarindaki silahli muhalefetin birlesmis bir görüntü sergileyemedigi, içeride pek zayif kaldigi ve toplumsal tabaninin muglakligina dair haber ve yorumlar artarken, Amerika tavrini diplomasiden yana koyuyor. Körfez monarsileri ve Suudi Arabistan'in Suriye'ye 'dalinmasi' yahut muhaliflerin 'agir silahlarla donatilmasi' hesaplari tutmuyor.

ANNAN’IN ÖNEMLI IKAZLARI: YANLIS ILAÇ ÖLDÜRÜR
Son dikkat çekici gelisme, Birlesmis Milletler ile Arap Birligi’nin ortak arabulucusu Kofi Annan’in Sam ziyareti öncesi gittigi Kahire’de yaptigi açiklamalar. Annan açikça ‘Suriye krizinin daha fazla askerilestirilmesinin durumu sadece daha da kötülestirmeye yarayacagini’ belirtti, Besar Esad yönetimine yönelik yabanci müdahalesinin açikça dislanmasi, ‘Suriye’ye dair çözümün yine Suriye içinden gelmesi gerektigini’ vurguladi. Annan’in tespiti söyle: “Bu durumda güç  kullanmayi umarim kimse ciddi ciddi düsünmüyordur. Meselenin daha da askerilestirilmesinin durumu daha da kötülestirecegine inaniyorum. Bir hastaligin  daha da beter hale gelmesine yol açacak bir ilaç verilmesi konusunda dikkatli olmak gerekir. Bu bölgede neden bahsettigimi anlatacak örnekler için çok ileri gitmeye gerek yok.” Annan bir ülke ismi zikretmedi lakin elbette 2003’te bizzat BM Genel Sekreteri oldugu sirada gerçeklesen ve neocon Bush yönetiminin dünyaya yaydigi yalanlar yüzünden mani olamadigi Irak isgaline atif yaptigi  açik. Irak’ta isgal sonrasi ülkenin enkaza dönüsmesi, 2006-2007 yillarinda patlak veren ve hala da dinmedigi anlasilan mezhep çatismalari ve bugün devam eden istikrarsizlik herkesin malumu.

ULUSLAR ARASI MEDYADA TARTISMALAR
Bu noktada Suriye’den gelen son haberlere bakalim. Humus’un Baba Amr mahallesinde silahli muhaliflerin çekilmek zorunda kalmasi sonrasi bölgeye giren Uluslar arasi Kizilhaç ve Suriye Kizilay’i zaten sivillerin büyük çogunlugunun çoktan orayi terk etmis olduklarini saptadi. Sahsen geçen hafta Sam’a gittigimde Humus’tan kaçanlarla da görüsme firsati bulmustum. Bunlardan bazilari hükümetin sivillere yönelik ayrim gözetmeyen tavrindan sikayetçi olurken, kimileri de bütün meselenin silahli gruplarin saldirilari yüzünden çiktigini savunuyordu. Bati medyasi, tipki Irak savasina giden süreçte yalan haberleri yayarken yaptigi gibi Suriye içinden de çok saglikli haber geçmedigi için –en son CNN’de Anderson Cooper’in dün aksam yalan haberlerle ilgili bir program yapmis olmasi da, el Cezire Arapça’nin Beyrut büro sefinin kanalin Suriye haberlerini elestirerek istifasini sunmasi bu anlamda bir nebze teskin edici- sapla saman hakikaten birbirine karismis durumda. Rejimin isyani bastirmaktaki acimasizligina süphe yok. Lakin karsilarinda özellikle Suudi Arabistan ve Körfez monarsilerinin sevk ettigi Selefilerden olusan ve acimasizlikta rejimden hiç de geri kalmadiklari anlasilan bir silahli muhalefet bulundugu izlenimi de kaçinilmaz olarak ortaya çikiyor. Hal böyleyken yeni arabulucu olarak öne çikan Annan’in, ‘Suriye halkinin yardima ihtiyaci oldugunu ve cinayetlerin sona erdirilmesi için ortaklasa diplomatik çaba gerektiginin’ altini çizmesi ve muhalefete ‘isbirligi’ çagrisi yapmasi manidar.

EL ARABI’NIN LIBYA ATFI
BM-Arap Birligi arabulucusu olarak Annan’in Kahire’de görüstügü Arap Birligi Genel Sekreteri Nebil el Arabi’nin açiklamasinin da altini çizmeli. El Arabi’nin, “Askeri eylemi kim ister ki? Suriye muhalefeti, ama hepsi degil” dedikten sonra verdigi örnek Libya oldu. El Arabi, ‘hiç kimsenin bir baska Libya’nin tekrarini görmek istemedigini’ belirtti.  Hatirlarsaniz, Arap Birligi, Körfez monarsilerinin tipki Libya’da BM karari çikarilmasinin yolunu açan sürecin bir benzerini isletme yolundaki baskisiyla, Besar Esad’a 15 gün içinde istifa edip görevi yardimcisina devretmesini içeren bir rest çekmisti. Ancak bu rest Rusya ve Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki vetosu ile bosa çikarilmisti..

KÖRFEZ MONARSILERINE DIKKAT!
Bütün bu son gelismeler en basta su anlama geliyor: Körfez monarsilerinin Arap Birligi ve Suriye’nin komsularini bütün bir bölgeyi yangin yerine çevirme potansiyeli tasiyan bir askeri müdahale yönünde rehin almalari girisimi tutmuyor. Bu noktada adeta ‘Suriye’ye müdahale edecek güç’ konumuna itilmeye çalisilan Türkiye’nin önünde, krize deva olmak yolunda yeni yollar açilabilir. Bu noktada özellikle Suriye ile ilgili gelismelerden ilk elden etkilenecek Irak ve Iran ile münasebetler de ehemmiyet tasiyor. Yine de Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerin Suriye sinirlarindaki muhalifleri gizlice silahlandirdigi iddialarinin ayyuka çiktigi bir ortamda, daha ne gibi yeni planlara yönelebileceklerine dikkat kesilmek icab eder. Iddilari son olarak Rusya’nin BM Daimi temsilcisi Vitaly Çurkin, BM Güvenik Konseyi toplantisinda dile getirdi. Çurkin, Suriyeli Islamcilarin Libya’da egitildigi, Kaddafi’nin devrilmesi sirasinda buraya tasinan silahlarin da Suriye içine sokulduguna dair kanitlar bulundugunu öne sürdü.

ÇIN’IN POZITIF ROLÜ
Bütün bu toz duman arasinda kanimca krizi çözümü yolunda en pozitif rolü uzaklardan bir ülke, Çin oynuyor. Pekin bütün taraflara ateskes çagrilari esliginde, baris ve uzlasma planlari açikliyor. En son alti maddelik bir plan sundu Pekin. Bu plan, Suriye hükümeti ve tüm taraflara tümüyle ve kosulsuz ateskes çagrisi ve masum sivillere yönelik siddet eylemlerine son verme çagrisi içeriyor. Annan arabuluculugunda reformlar için detayli bir takvim ortaya konulmasi, istikrar ve kamu düzeninin tesisi, Suriye’nin egemenlik haklarina saygili bir biçimde insani yardimlarin koordine edilmesi, ‘insani’ bahanelerle dis müdahaleden kaçinilmasi, toprak bütünlügüne saygi gösterilmesi ve Suriye halkinin siyasi sistemi ve gelisme yolunu kendi iradesiyle seçmesi unsurlarini içeriyor. Plan, rejim degisikligi için girisilecek bir silahli müdahaleyi kesinkes disliyor, uluslar arasi toplumu bu manada sorumluluklarini yerine getirmeye çagiriyor.

KAS YAPARKEN GÖZ ÇIKARMAK
Böylesine sorumlu tavirlar Suriye’nin ‘Lübnanlasma’ tehlikesine itildigi bir dönemde son derece manidar. Dogrusu Suriye’de geçen hafta geçirdigim bes gün boyunca gördüklerimi, ilk elden taniklardan isittiklerimi paylasmaya çalismistim. Bir gazeteci olarak görevim sahada taniklik ettiklerim konusunda objektif olmak ve insanlarin benimle paylastiklarini dürüst biçimde aktarmakti. Suriye’deki Esad yönetiminin ülke içinde ‘silahli gruplar’ söylemi tutmus, Hiristiyan, Alevi ve ilimli Sünni nüfus, korkulari nedeniyle rejime sahip çikiyor görüntüsü verseler de giderek bir gerilla savasi karakteri kazanan çatismalarla bu isi sürdürmesi mümkün degil. Referandumla devreye sokulan yeni anayasa üç ay içinde seçim öngörse de özgürlük, demokrasi ve çok partili sistem özlemi tasiyan Suriyelilerin derdine deva degil. Suriyelilerin iyi niyetli yardimlara ihtiyaçlari var ve is uzadikça bedelini onlar daha fazla ödeyecek. Sam’da bulundugum süre boyunca çikardigim en temel sonuç, bir yazima da baslik olarak kullandigim ‘Lübnanlasma’ tehlikesiydi. Dün benzeri basligi bir gazetede gördüm. Disisleri Bakanimiz Ahmet Davutoglu, Hollanda ziyareti sirasinda Suriye ile ilgili kaygilarini, “Lübnanlasmasin” sözleriyle dile getirmis. Bakan’in kaygilari da, temennisi de kanimca çok yerinde. Zaten Suriye’ye dair çabalarin da bu kaygilari göz önünde tutarak sarf edilmesi, tehlikeleri bertaraf edecek, Suriye halkina tüm unsurlariyla yardimci olacak türde politikalar gelistirilmesi icab eder. Aksi halde bölgede ‘kas yaparken göz çikarmak’ isten bile olmayabilir…
© 2013 Ceyda Karan
Avrupa Amerika Latin Amerika Afrika Ortadoğu Avrasya Asya / Pasifik Portreler